Geçmişten geleceğe....

18 Şubat 2014 Salı

yarum her akşam yatmadan


yarum her akşam yatmadan
akluma gelesin deyi
yerum seni bal katmadan
tadun bozulmasun deyi

yuruduği yerleri
yol yapti ayaklarum
duş peşume sevduğum
islanmaz çoraplarun

mahir özkan

19 Kasım 2013 Salı

Hemşinli Kimliği: Dil, Din, Kültür / Mahir Özkan

Hemşinli Kimliği

Hemşin kimliğini anlamaya çalışmak tarihsel, coğrafi ve kültürel nedenlerle ancak Ermeni ve Türk kimliklerini de anlamaya çalışmakla mümkün olabilir. Kuşkusuz bunun en önemli nedeni Hemşinlilerin yaşadıkları ya da yaşamak zorunda kaldıkları dinsel, dilsel ve kültürel ayrışma düzeyidir. Bugün kendisini Ermeni, Türk, Hemşinli, Hıristiyan, Müslüman, Ateist vb. kimliklerinin biri, ikisi veya bir kaçıyla birden tanımlayan insanlar söz konusudur.  Tarihsel, coğrafi, dilsel, dinsel ve kültürel değişkenler üzerinden bu kimliklerle Hemşinlilerin ilişkilenme biçimlerini ve düzeylerini açığa çıkarmak çeşitli zorluklar taşımakla birlikte mümkündür. Hemşinli kimliğini anlamak böyle bir çabanın ürünü olabilir. Bunu denemeden önce Hemşinlilerin tarihinden ve coğrafi dağılımlarından kısaca söz etmek gerekmektedir.

Tarih

Hemşinlilerin tarihi ile ilgili kaynaklar farklı biçimde yorumlansalar da genellikle aynıdır. Bunlar arasında en önemli kaynak hem Türk hem Ermeni hem de batılı tarihçilerin referans almalarına da bakılarak Ğevond’dur, diyebiliriz. Ğevond’un anlatımına göre;  Hemşinlilerin ataları Amatuniler; Vangölü-Urumiye gölü arasındaki Vaspuragan bölgesinin bugünkü Doğubayazıt-Gürbulak sınır kapısına 15 km mesafede olan Maku bölgesini de içine alan Kuzey Vaspuragan kesiminde Artaz adlı yerden, merkezi Osaga kalesi olan bugünkü Ermenistan sınırları içindeki Ayrarat eyaletinin Aragatsotin ve Kotayk bölgelerine gelmiş, oradan da MS 780 li yıllarda beyleri Hamam Amatuni liderliğinde Göle ve Oltu-Narman üzerinden çoruh nehrini geçerek bugünkü Hemşin bölgesine yerleşmişlerdir. Amadouniler önemli bir Ermeni boyudur ve Amadouni Prensliği de önemli bir Ermeni prensliğidir. Tarihçi Ğevond’dan bu bilgileri aktaran Levon Haçikyan daha sonra Osmanlı’nın Trabzon İmparatorluğu’nu ele geçirdikten sonra Veke Bey’in esir düşüşünü ve son Hemşin Ermeni Bey’i olan Davit’in İspir’deki sürgün yaşamını belgeleyen kaynaklara gönderme yaparak, en geç 1489 tarihinde Hemşin Ermeni Beyliği’nin sona erdiğini belirtiyor. [1]
Bu tarihlerden sonra bir yandan Müslüman nüfusun yerleştirilmesi bir yandan da vergi politikalarıyla bölge nüfusunun Müslümanlaştırılmaya başlandığını söyleyebiliriz. 1530 yılına ait tahrir defterlerindeki kayıtlarda Hemşin nüfusunun %38.1’ini Müslümanların, 61.9’unuGebran(gayrimüslim)ların oluşturduğu görülmektedir.[2] Acaryan, Hemşin Lehçesi Araştırması adlı eserinden yüzyıl başında 20.000 Hıristiyan ve ondan biraz fazla sayıda da Müslüman Hemşinlinin yaşadığını belirtiyor.[3]   Bu bilgiler dikkate alındığında bölgenin Osmanlıların eline geçmesiyle başlayan Hemşin ve Türkiye’deki Hemşinlilerin Müslümanlaşma süreci 1915 ve sonrasında yaşanan kitlesel göçle birlikte tamamlanmıştır diyebiliriz. 


Günümüzde Hemşinliler  

Son dönem Hemşin çalışmalarındaki üçlü gruplamadan farklı olarak bu çalışmada Hemşinliler iki gruba ayrılacaktır. Söz konusu çalışmalarda Müslüman Hemşinliler, Ermenicenin Hemşin Diyalektini konuşan Doğu Hemşinlileri ve dillerinde Ermenice 500 civarında kelime barındırmakla birlikte Hemşince konuşamayan Batı Hemşinlileri olarak ayrılmaktadır. Ancak aşağıda göstermeye çalışacağımız gibi bu ayırım aidiyet ve kimlik algıları açısından bakıldığında gerekli görünmemektedir. Bu nedenle kimlik algılarının farklılaşmasında en önemli değişken durumundaki dinsel farklılık üzerinden bir ayırıma gitmek daha uygun görünmektedir.
Müslüman Hemşinliler ve Hıristiyan Hemşinliler.
Hıristiyan Hemşinliler; Hemşin’den önce batıya daha sonra da Karadenizin karşı kıyısına göç eden grubunu oluşturuyor. Bu grup, Rusya’nın Soçi, Krasnodor, Voronej, Rostov gibi kentleri ile Abhazya’nın Sohum, Gagra gibi kentlerinde yaşıyor. Bu grubun kimlik algısında önemli bir tartışma bulunmuyor. Hıristiyan Hemşinliler Hemşin diyalektinin yanı sıra çoğunlukla Ermeni okullarında eğitim gördükleri için Doğu Ermenice de biliyorlar. Ermeni Apostolik kilisesine bağlılar ve kendilerini Hamşenahay-Hemşinli Ermeni olarak tanımlıyorlar.
Müslüman Hemşinliler; Artvin’in Hopa ve Borçka ilçelerinde; Rize’nin Hemşin, Çamlıhemşin, Pazar, Çayeli, Ardeşen, Fındıklı ve Güneysu ilçelerinde; Erzurum’un İspir, Tortum ve Uzundere ilçelerinde; Trabzon’un Araklı ilçesi Karadere vadisinde; Düzce’nin Akçakoca ilçesinde; Sakarya’nın Kocaali ve Karasu ilçelerinde yaşamaktadır. Ayrıca özellikle son yirmi otuz yıldır hızlanan ekonomik göçlerle İstanbul, Ankara, Bursa, Kocaeli, İzmir gibi metropol şehirlerde de belirli bir Hemşinli nüfus yaşamaya başlamıştır. Türkiye dışında ise Batum’dan ikinci dünya savaşı yıllarında Kırgızistan’ın Kızılkaya ve Oş kentlerine, Kazakistan ve Özbekistan’a sürgün edilen Müslüman Hemşinliler yaşamaktadır. Bu grubun önemli bir bölümü bugün Rusya’nın Soçi, Krasnodor, Voronej ve Rostov kentlerinde yaşamaktadır. Bu grup tartışmalı bir kimlik algısına sahip. Denilebilir ki grubun tamamının üzerinde anlaşabildiği tek tanımlama Hemşinlilik. Ancak Hemşinliliğin ne anlama geldiği konusunda birçok tartışma söz konusu. 

Müslüman Hemşinlilerin Ortak Kimliğinin Zemini

Yukarıda belirtilen Doğu Hemşinlileri ve Batı Hemşinlileri ayırımı büyük oranda dil üzerinden yapılmaktadır. Dil bir kimliğin tanımlanmasında en önemli belirleyicilerden bir tanesidir. Ancak doğu ve batı Hemşinliler söz konusu olduğunda bu ölçütün bu grupları ayrı kimlikler olarak tanımlamaya yeterli olmadığı ortadadır. Bunun nedeni batı Hemşinliler olarak tanımlanan grubun dilin kalıntılarını kullandıkları Türkçe içinde barındırmalarının yanı sıra doğu Hemşinli grubuyla ortak geçmiş algısına ve ortak kültürel değerlere sahip olmasıdır.

Ortak Dil

Batı grubu olarak adlandırılan Hemşinlilerin dili ne zaman yitirdiklerine dair elimizde yeterli veri bulunmamaktadır. Ancak bazı tanıklıklar geçerli tahminler yürütmemizi olanaklı kılmaktadır. Bu tanıklıklardan birini Rüdiger Bennighaus, coğrafyacı Carl Ritter’den aktarıyor:[4]içlerinde eskisi gibi, Hıristiyan kültürünü korumuşlar ve yalnız zahiri bir şekilde Kuranın yolunu takip etmişler. Kadınları Ermenicelerinden başka bir dil tanımazlar; ..."[5] Bu tanıklık 19. yüzyılın ortalarına ait bir tanıklık. Hopa Hemşinlilerinin ise çok daha yeni tanıklıkları olduğunu söyleyebiliriz. Bugün 82 yaşında olan babam 1950’li yıllarda gittiği Çamlıhemşin- Ayder’de yaşlı kadınların Hemşinceyi az çok konuştuklarını ama gençlerin bazı kelimeler dışında Hemşince bilmediklerine tanık olmuştur. Dolayısıyla dilin yitiminin Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte hızlandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kuşkusuz Hemşin’ de Hemşinceyi hiçbir zaman konuşmamış insanlar da yaşıyor. Çünkü Hemşin bölgesine Osmanlı döneminde yerleştirilmiş aileler olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla aslında bir kimlik olarak Hemşinli olanlar ile bir yerleşim yerinin ahalisi anlamında Hemşinli olanlar bu coğrafyada birlikte yaşamaktadır. Gelenler ile yerliler arasındaki kültürel etkileşim ve gerilim başlı başına bir araştırma konusudur.  Burada bu etkileşime bir örnek vermekle yetiniyorum. II. Abdülhamit döneminde Hoca oğlu Tayyar, Entaoğlu Habib, Sediroğlu Dursun, Cevbioğlu İsmail tarafından talep edildiği söylenen bir belgede, bölgede yaşayan bazı ailelerin ve Osmanlı- Rus savaşından sonra bölgeye yerleştirilen birkaç ailenin Müslüman olduklarının tasdik edildiği ve yerel yöneticilerin buna göre davranmaları gerektiği belirtilmektedir.[6]

Ortak Sülaleler

Hemşinlilerin iki grubunun akrabalık bağlarının en belirgin göstergelerinden biri de sülale adlarıdır. Basit bir araştırmayla Baboğlu, Bekaroğlu,  Koçaloğlu, Beşiroğlu, Boşnakoğlu, Civelekoğlu, Çoloğlu, Galataoğlu, Gedikoğlu, Tataroğlu, Ğazağlu, Xortoloşoğlu, Karaalioğlu, Kolçakoğlu, Kotiloğlu, Köseoğlu, Lazoğlu, Makaroğlu, Maraşoğlu, Topaloğlu, Yağcıoğlu gibi birçok sülalenin iki grupta da var olduğunu tespit etmek mümkün. Bunların yanı sıra Minasoğlu, Partaloğlu, Kasparoğlu, Haçikoğlu, Hotigoğlu, Dertaroğlu gibi Ermenice sülale adları da kullanılmaktadır. Hopa’daki Hemşinlilerde kökenleriyle ilgili birçok kafa karışıklığı, birçok tartışma olabilir. Ama tamamı bölgeye Hemşin’den geldiklerini söylemekte tereddüt etmezler. Batı grubunda ise bu akrabalık genel kabul görmekle birlikte, Hemşincenin Ermenicenin bir lehçesi olduğu ve Hemşinlilerin Ermeni kökenleri söz konusu edildiğinde aralarında bir ayırım yapma eğilimi ortaya çıkabilmektedir. Ancak bu ayırımın yaygın olduğunu söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla bu ayırımın Ermeni kimliğiyle ilişkilendirilmekten sakınmanın kolay yolu olarak görüldüğünü belirtmek gerekir.

Türk ve Ermeni Kimlik Algılarının Hemşin Kimliğine Etkileri

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne Türk kimliğinin içeriği hep tartışmalı olmuştur. Çünkü ilkesel tanımlamalarla pragmatik tanımlamalar sürekli olarak birbirine karışmış, zaman zaman birbirinin yerine geçmiştir. Bunun nedenini imparatorluk bakiyesi bir toplumdan bu bakiyenin hakim etnik unsuruna dayanan bir ulusal kimlik çıkarma çabasında görmek gerekir. Zaman zaman Osmanlı bakiyesinin Müslüman unsurlarına vurgu yapılmış, zaman zaman Çanakkale ve Kurtuluş savaşı üzerinden farklı etnik ve dinsel kökenlerden gelseler de toplumu oluşturan bütün unsurların kaynaşarak herhangi bir etnisiteye dayanmayan modern Türk ulusunu oluşturduğu söylenmiştir. Ancak kökenleri Metehan’a dayandırılan ordu, cumhuriyetten çok daha yaşlı olan onlarca kurum, cumhurbaşkanlığı forsundaki yıldızlar, dış Türklerle ilgili mevzuat, azınlık okullarında bulunması gereken Türk soylu öğretmenler vb. birçok uygulama ile Türk kimliğinin aynı zamanda bir etnik göndermesinin de olduğunu görebiliyoruz.  Dolayısıyla cumhuriyetin azınlıklarla ilgili politikalarıyla birlikte düşünüldüğünde Müslüman söyleminin de kaynaşarak yeni bir ulus yarattık söyleminin de pragmatik söylemler olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yer adlarının değiştirilmesi, farklı dil ve lehçelerin baskı altına alınması ve yaygın resmi eğitim vb. ile birleşen pragmatik söylemler farklı etnik kimliklere sahip insanların kendilerini Türk (Müslümanlık üzerinden veya kader ortaklığı üzerinden)  kimliği ile tanımlamaya başlamaları sonucunu ortaya çıkarmıştır. Türkiye’de yaşayan bütün etnik gruplar için belli ölçüde geçerli olan bu durumun Hemşinliler üzerindeki etkisinin benzerlerine oranla daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Bunun nedeninin Ermeni kimliğine ilişkin algılar oluşturuyor.

Hıristiyanlık hem Ermenilerin hem de başkalarının Ermeni kimlik algısının en önemli parçasını oluşturuyor diyebiliriz. Hemşinlilerle ilgili birçok makalede Ermeni yazarlar din değiştiren/değiştirmek zorunda kalan Hemşinlileri, Ermenice konuştukları, Ermeni geleneklerini yaşattıkları halde Tacikleşmiş/Türkleşmiş olarak tanımlıyorlar.[7] Benzer şekilde Hadig (Hemşin Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği) facebook sayfalarında kimlik tartışmaları sırasında Ermenilerin asla Hıristiyanlığı bırakmadıkları,  Ermeni demenin Hıristiyan demek olduğu, Hemşinlilerin Müslüman, dolayısıyla Türk olduğu yönünde birçok yoruma rastlamak mümkündür.

Etnik olarak Türk olmayanı da Müslümanlık ve kader birliği zemini üzerinden kuşatan Türk kimliği algısı ile Hıristiyan olmayanı dışarıda bırakan Ermeni kimliği algısı Hemşinlilerin kimliğinin oluşumunda önemli etkiler bırakmıştır. Hemşinliler arasındaki dinsel farklılığın kimlik algısı üzerindeki yarattığı belirgin farklılıkta bu etkiyi gözlemlemek mümkündür. Hıristiyan Hemşinliler için Hemşinliliğin anlamı daha çok belirli bir coğrafyaya ait olmak ve Ermenicenin bir lehçesini konuşmaktır. Tıpkı Vanlı, Sasonlu, Diyarbakırlı Ermeni gibi Ermeni kimliğinden bağımsız bir etnik kimliği ifade etmez.  Müslüman Hemşinliler için ise Hemşinlilik daha çok bir etnik kimliği ifade eder. Bu durum Hemşinliliğin Müslümanlaşmayla birlikte Ermeni kimliği ile arasına mesafe koyarken, aynı zamanda Türkleşmeye direnç gösteren bir kimlik olarak ortaya çıktığının bir göstergesi sayılabilir. Bu durumun bir örneğini Sakarya Hemşinlilerinin köylerine yaptığımız bir gezi sırasında ilginç bir şekilde yaşamıştık. Çevrede bulunan köyleri tanıtırken Hemşinliler, Laz köyü, Abhaz köyü, Hemşin köyü ve Türk köyü şeklinde tanımlamalar yapıyorlar. Türk olarak tanımladığı köylerin dışında kalan köy ahalisinin Türk olmadığını mı ima ettiği sorulduğunda ise muhatabımız, soruyu ‘Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşıyorsak Lazı, Çerkesi, Hemşinlisi ile hepimiz Türk’üz’ şeklinde yanıtlamıştır. Bu durum Hemşinlilerin Türk kimliğiyle en fazla iletişim halinde olanlarının bile etnik kimlik olarak Türk ile kendisini ayırdığını göstermektedir.

Siyasal Tutumlar ve Hemşin Kimliği

Hemşinlilerin ve Ermenilerin Hemşin kimliği ile ilgili algılarında önemli bir değişken de siyasal tutumlardır. Hadig Facebook sayfasında yapılan tartışmalardan rahatlıkla görüleceği gibi özgürlükçü, sosyalist veya liberal tutumlara sahip Hemşinliler içerisinde Hemşinli kimliğinin Ermeni kimliği ile ilişkisi genel kabul görürken, sağ, milliyetçi, muhafazakâr siyasal tutumlara sahip olanlar Hemşinliliği daha çok Türk kimliği ile ilişkilendirdikleri veya Ermeni kimliği ile ilişkilendirilmesine karşı çıktıkları görülmektedir.[8] Kurulu düzen karşısında muhalif tutum alan siyasal tutumlara sahip kişilerin resmi ideolojiyle bağının zayıflamasının ve özgürlükçü siyasal grupların genel olarak kimlik gruplarının hak taleplerini destekleyen politikalara sahip olmaları bu durumu desteklemektedir. Farklı dinamikleri olmakla birlikte benzer bir durumun Ermenilerin siyasal tutumları ve Hemşin kimliğine ilişkin algıları için de geçerli olduğu iddia edilebilir. Hem Hemşince konuşan hem de Hemşince konuşamayan Hemşinliler içerisinden çıkan entelektüellerin son dönem çalışmaları bunun kanıtı sayılmalıdır. Bu durumun Çarpıcı bir örneğini ise Hemşince bilmediği halde yargılandığı bir davada anadilde savunma yapmak istediğini belirtip, iki kelime Hemşince konuştuktan sonra asimilasyon politikaları nedeniyle anadilinde savunma yapamadığını anlatan bir savunmayı mahkemeye veren Hemşinli bir gazeteci ortaya koydu.

Hemşinli Türk ya da Ermeni Dönmesi Değil, Müslüman Hemşin Ermenisi

Türk uluslaşma sürecinin bir boyutu da Müslüman Gayritürk halkların Türkleştirilmesidir. Müslümanlık bu süreçte diğer birçok faktörle birlikte önemli bir işlev görmüştür. Kürt özgürlük hareketinin ve uluslar arası durumun etkisi Müslüman halkların kimlik taleplerini görünür kılmıştır. Hemşinlilerin kendi kimliklerine ve kültürlerine ilişkin yaptıkları çalışmalar ve hak talepleriyle ortaya çıkması ve görünür olması, din unsurunun Hemşin kimliği algısı üzerindeki etkisini azaltmaktadır. Dinsel farklılığa rağmen, gelenekler, bayramlar, Hıristiyanlık öncesi dönemden gelen dualar, batıl inançlar vb. kültürler unsurlar görünür oldukça Hemşinli kimliği ile Ermeni kimliğini birbirine yakınlaştırmaktadır. Bu durum bir yandan Hemşinli Türk algısını zayıflatan bir etki yaparken, öte yandan Hıristiyanlıkla özdeşleşmiş Ermeni algısını da geriletmektedir. Birbirini besleyen bu süreç Hemşinli Türk ve Ermeni Dönmesi algısının yerine Müslüman Ermeni algısının yaygınlık kazanmasını sağlamaktadır.









[1] Levon Haçikyan, Hemşin Gizemi, Belge Yayınları, 1997
[2] BOA, TD.52,53.
[3] H. Acaryan, Knnutyun Hamşeni Barbari, Yerevan, 1947
[5] Ritter, Carl:Die Erdkunde von Asien18.Theil, Bd..IX, Theil 1 (Kleinasien)Berlin 1858
[7] Hemşin ve Hemşinli Ermeniler, Konferans Makaleleri, Yerevan 2007

5 Kasım 2013 Salı

Maşmekitsan Genin Tsvid

maşmekitsan genin tsvid
ka tağe ellim tsavid
sar u ler bededetsi
gorsevetsa ku açvid

dane campun barage
sirdes engav gerage
baç aa indzi kolig
sevdaluğin girage

istanbulis like mart
şune dire cançel çi
ağçignis lemani vart
megn al indzi cançel çi

orti kezi inç asti
xavoğ devoğe vazna
al inçi bededes gu
ka taznadz dağed tazna

mektup kiretsi asor
egoğa kezi yetkes
campanuk neşan teyi
kednus gu habat hedkes


mahir özkan

11 Mayıs 2013 Cumartesi

İstanbul Ergu Yaka


istanbul ergu yaka
ergu garmucov gabvadz
yes u tun ergu aşiğ
serdin meçnan pattevadz

ergu yaka gabvadza
anune istanbula
mart u genig gabvadza
anune aşikluğa

istanbule şad heru
desnul çim kezi kalu
inçbes enim u danim
ku dade izin dalu

istanbule medz kağ a
merte martu şad bağ a
hayde ertak lerniver
erand abruşi dağ a

inç pan unis istanbul
isu inu ağar kul
hayde gasim kağniver
imana çes ağar xul

istanbule hazgenes
kağniver campa çunes
hauri hed xosis gu
dzotsid memen al çunes

istanbulin campanin
arabatsov liktsadza
maxkes arer sud dağe
ku ikbaled xepvadza


kiroğ: mahir özkan


Ander Medoğum Kede


anu desa meg şapat
im yaris kağe papat
campa ela bedgenim
ana egoğa habat

kaun eyev vel hala
ardniver taduş kala
danan kağduts kednivar
indzi hed xabruş kala

viyelav cermag tsune
dzarerun dzağik ağav
ander kukkuyin tsene
im serdis xoçik ağav

barze engav as kişer
çax kuka hedetiyan
eyev oç an das kişer
vov kula hedetiyan

ander medoğum kede
kala gu campun hede
tsendevi imatser oç
ertoğum xaki hede

kiroğ: mahir özkan

Çaxal Açvi

açvid çaxala açvid
yes meçe gorsevetsa
teves tibav ku tevid
aşxares moliyetsa 

ergenam yes ku moded
açvenoud putenim
mege dzov mege ergink
kezi inçbes vartenim

sarin tsune haletsav
kede kutuk giya gu
babe mezi varetsav
çaxal açvis piya gu

 kiroğ: mahir özkan