Geçmişten geleceğe....

5 Ağustos 2007 Pazar

Hemşinli Kişiliği Üzerine

Hemşin Toplumunun Travması

Hemşin toplumu tarihinde bir çok travma yaşamış bir toplum görüntüsündedir. Tarihle ilişki kuruş biçimi bunun en önemli göstergelerinden biri durumundadır. Yaşadığı ve çevresinde gelişen olayların etkisini üzerinde büyük bir yük olarak taşımaktadır. Kimliği ile ilgili en ufak tartışmalarda gösterdiği refleksler bunun en önemli kanıtı sayılmalıdır. Hopa’nın Sesi’ne yazılan yorumların bir kere daha gösterdiği üzere Hemşin toplumu asimilasyon sürecinde aynı zamanda ciddi bir kişilik kırılması da yaşamaktadır. Müslümanlığa geçiş ilk büyük travma idi Hemşinli için. İkincisi ise 1915 kırımı oldu. Üçüncü travma ise Hemşin’den yaşanan göçlerin yarattığı parçalanma oldu denebilir.

Bütün bunlar Cumhuriyet’in bütün kimlikleri reddeden, Osmanlı’nın bakiyesi Müslüman toplumu olduğu gibi Türk sayan anlayışı anlayışı ile birleşti. Üzerine Ermeni sözcüğünün küfür yerine kullanıldığı bir toplum gerçeği de eklenince Hemşinlilerin nispeten küçük bir topluluk olarak kişilik kırılmaları yaşamaları kaçınılmaz oldu adeta.

Tarihsel gerçekliğinin bir ürünü olarak Hemşin toplumu parçalı bir görünüm arz etmektedir. Bu parçalılığın nedeni Hemşin tarihi ve kültürü üzerine bugüne kadar yapılmış araştırmalar dikkate alındığında tarihsel olmaktan çok sosyal psikolojiktir. Zira Hemşin tarihi ile ilgili gerçek anlamıyla tarihsel bir tartışma ancak ayrıntılarla ilgilidir. Hopa’nın Sesi’ne yapılan yorumların bir çoğunun tarih bilgisinden yoksun ve duygusal yorumlar olması bunun bir göstergesi sayılmalıdır.

Hemşin Toplumundan Kişilik Örnekleri

1- Asimile Olmuş Kişilik: Büyük oranda kültürel değerleriyle bağını koparmış ya da folklorik düzeye indirgemiştir. Türk toplumuyla entegre olmuş durumda. Çoğunluğu büyük şehirlerde yaşamaya başlamıştır. Bu grubun büyük bir bölümü Rize Hemşin (Baş Hemşin) den oluşmaktadır. Ancak bütün Hemşin topluluklarında rastlamak mümkündür. Bunlar büyük oranda kendilerini Türk gibi hissedip Türk gibi yaşıyorlar. Etnik kökene dair ciddi bir cehalet söz konusu (örn:iyiki eskiden ermeni bir kızla evlenmiş dedelerimiz..herkes oldu ermeni.yok böyle birşey..hopa hemşinleri türktür ve türk toprağı için canlarını vermeye hazırdır-bir yorum)bu grupta. Bazılarında derinlerde hala Ermeni kökenine dair hayal meyal düşünceler varsa da bunları hızla kendinden uzaklaştırıp Müslüman Türk kimliğine sarılmaktadırlar.

2- İnkarcı Kişilik: İçten içe Ermeni kimliğini bilip dışarıya ve kendi çocuklarına ve çevrelerine bilinçli olarak yalan söylerler. Sindirilmiş bir kişiliktir. Asimile olmaya heveslidir. Ancak hala çok güçlü bağlarla kültürel bağlar taşıdığı için asimilasyonu bünye reddetmektedir. Hatta bu güçlü kimlik bağları bu topluluk içinde mikro- milliyetçi tepkiler oluşmasına neden olabilmektedir. Bu kişilik egemen Türk kimliğine karşı tanımlayamadığı ölçüde kendini Laz –Gürcü-Rizeli karşıtlığı üzerinden tanımlamaktadır. Zira her milliyetçilik bir ötekileştirme mekanizmasına ihtiyaç duyar. Bu kişilik kraldan fazla kralcı olup zaman zaman Türk milliyetçiliğine soyunurken (örn:kimliğini sevmiyosan git ermenistanamı gidicen fransaya mı gidicen nereye gidersen git burası türkiye türk bayrağının altında yaşıyosan türksün kardeş) zaman zaman mikro –milliyetçi bir Hemşinli olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu çelişkinin kendisi bu gruptaki kişiliklerin hala bir yüzleşme potansiyeli taşıdıklarının ve çelişkilerinden kurtulmalarının olanağının bulunduğunun göstergesidir. Bu grup Hemşin toplumundaki en kalabalık gruptur. Hemşinlinin olduğu her yerde rastlamak mümkündür.

3- Umursamaz Kişilik: Çeşitli nedenlerle konuyla ilgilenmeyen önemsemeyen kişilik. Bunlar Ermeni kökenini bilir ve kabul eder ama hemen ardından belli argümanlarla bu kimliği taşımanın yükünden kurtulmaya çalışırlar. En önemli argümanlardan bir tanesi şudur: Anadolu topraklarında yaşayan bir çok halk vardı bunlar hep beraber bir kurtuluş savaşı verdiler ve Türk Ulusu’nu oluşturdular. Hangi etnik kökenden gelmiş olurlarsa olsunlar artık bunun hiçbir önemi yoktur. İnkarcılığın akılcılaştırılmaya çalışıldığı bu söylem özellikle aydın! Kesimler içinde yaygındır. Bu söylemin bir diğer boyutu da etnik kimlikleri öne çıkarmanın anlamı yoktur. Daha büyük sorunlarımız var. Önemli olan ekonomidir, işsizliktir, önce karnın doysun kimlik önemli değil diyen kişiliktir. Esasında sorunun ağırlığından kaçmaktan başka bir şey ifade etmez ekonomiyle ilgili gerçekleri sıralamak diğer sorunları ortadan kaldırmaz. Tabi amacınız inceltilmiş bir inkar mekanizması kullanmak değilse(örn: arkadaşlar ben başka bir konudan bahsedeceğim hopa mızın başka sorunları yokmu elbette vardır mesela işsizlik bildiğim kadar bütün insanları gençleri isziz yazın gidiyorum kahveler ve sokaklar işsiz insanlarla dolu,) inceltilmiş inkarın ve umursamazlığın bir diğer görüntüsünü ise hepimiz müslümanız diyen dini eğilimli kişilik sunar. Bunlara göre etnik kimliğimiz ermeni olabilir ama önemli olan etnik kimlik değil, dini kimliktir. Dolayısıyla biz Ermenilerden çok Türklere yakınız. Bu söylem de doğal olarak inkarın inceltilmiş bir biçimi, umursamazlık zırhına bürünmüş biçimi olmaktadır.(örn: tarihte hiç bir zaman müslümanlığı benımsemiş ermeni topluluğuna rastlanmamıştır.Aksine müslümanlığa ve müslümanlara karşı düşman bir tavır takınmışlardır.Oysa biz hemşinliler elhamdülillah müslümanız ve müslümanda kalacağız.) Sonuçta Ermeni kökenli olduğunu aslında bilen bu kişilik çeşitli biçimlerle bunu önemsizleştirmeye ve inkara vardırır. Ancak ruh halinin tedirginliği sürekli hissedilmektedir.

4- Yüzleşmeci Kişilik: Bu kişilik kökeni hakkında herhangi bir bilgiye sahip olsa da olmasa da kendi kimliğini kabullenmeye hazır kişiliktir. Amacı gerçeği öğrenmektir. Gizlenmek, çeşitli rollere bürünmek zorunda kalmadan, özgürce kendini ifade etmek ister. Kendi kimliğini ifade ettiği gibi öncelikle komşusu olan halkların ve bütün halkların özgürce kendini ifade etmeleri gerektiğini savunur. Kendini ifade etmenin milliyetçilik değil kardeşçe bir arada yaşamanın koşulu olduğunu görür. Kendisinden utanmayan, kompleksi olmayan, geçmişiyle yüzleşmiş kişilerin ve toplumların sağlıklı bir gelecek kurabileceğine inanır.

Sonuç

Karadeniz artık kendisiyle yüzleşmeye başlamıştır. Artık halklarımız kendilerini müzikle, horonla, festivallerle, internetle vb. birçok araçla ifade etmektedir. Ancak hala en önemli sorunumuz cehalettir. Örneğin yorum yazılarında neden Lazlarla ilgili böyle şeyler yok deniyor. Oysa küçük bir araştırma Laz halkının dil ve kültür çalışmalarında Hemşinlilerden fersah fersah ilerde olduklarını ortaya koyacaktır. Hemşin toplumu artık bir an önce kimliğini reddetmeyi bırakıp kaybolmaya yüz tutmuş kültürel öğelerini toparlamanın, derlemeler yapmanın, değerlerini kurtarmanın peşine düşmelidir.

Mahir Özkan

Hiç yorum yok: