Geçmişten geleceğe....

11 Eylül 2008 Perşembe

Gor

(Agos' un 24 Ekim 2008 tarihli 656. sayısında yayınlanmıştır.)

Çocukluğumda annem bana bir iş verdiğinde genellikle işi yarıda bırakıp kaçardım. Köy yerinde nereye kaçabilirsin ki. Arkadaşlarımın yanına kaçardım. Oysa o sırada onlar da bir işle meşgul olurlardı genellikle. Büyüklere çay tarlasında yardım etmek, çalışanlara su ve yemek taşımak, yükü taşıyacak olan eşeklere göz kulak olmak gibi işlerdi bunlar genellikle. İşten kaçıp ta arkadaşlarımın yanına gittiğimi öğrendiğinde annem: “orti tun inçbes dağa es, ku poned eneçes, xaki pon genes”(yavrum sen nasıl bir çocuksun, kendi işini yapmıyorsun, başkasının işini yapıyorsun). Ben bu serzeniş karşısında hep şunu söylerdim: “ama ye ma, andağ e pone hedra genig”(ama anne orda işi birlikte yapıyoruz). Bu yüzden benim için bir işi birlikte yapmak çok önemli olmuştur her zaman.

Hemşinliler toplanarak birlikte iş yapma işine “gor” derler. Çok çeşitli işler için gor yapılır. “Compu gor”, köye yol yapmak için yapılır. Bütün evlerden eli kürek, kazma tutan adamlar, kadınlar sabahtan toplanırlar, hep beraber kazırlar, düzeltirler, taş döşerler ve köyün yolunu yaparlar. “Çuri gor” evlere su getirmek için yapılır. Önce bolca bir su kaynağı bulmak gerekir ki; kaynak, suyu alacak bütün evlere yetsin. Kaynağın yanına küçük bir depo yapılır ve başlanılır hep beraber kanal kazımaya. Böylelikle evlere su ulaştırılır. “Duni gor” ise köyde kendi başına ev yapamayacak denli yoksul olan ya da evini yangın, sel vb. bir felakette yitirmiş olan insanlara ev yapmak için yapılır. Bütün köylü bir şekilde katılır çalışmaya. Kimi odun, kimi çakıl, kimi kum taşır. Kimileri çalışanlara yemek yapar. Gorların en güzel tarafı birlikte iş yapılması ve iş yapılırken eğlenilmesidir. Gorlarda şarkılar, türküler, maniler söylenir. Hikayeler anlatılır. İş, sosyal bir etkinliğe dönüşür.

Gorun bu özellikleri en belirgin olarak “paçki gor” da ortaya çıkar. “Paçki gor”, mısırın koçanından ayıklanması için yapılır. Paçkuş- paçkel, ayırma anlamına gelir. Mısırın taneli kısmını içinde bulunduğu yaprak kabuğundan ayıklama işlemini anlatır. “Paçki gor” diğerlerinden farklı olarak genç kızların ve erkeklerin bir araya gelip türküler söylediği, bir birini tanıdığı bir ortama dönüşür. Çalışma gündüzden başlar ve genellikle gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürer. İş yapılarken bir taraftan dışarıda “bağindz” denen dev kazan yakılan büyük ateşin üzerine konur, ayıklanan mısırların içinden çıkan “çğinti” denen az gelişmiş, seyrek taneli mısırlar kazana atılırdı. İnsanlar çalışırken bir taraftan bu “çğinti” pişer, bir yandan yenir bir yandan türküler maniler söylenirdi. Hemşinden derlenmiş manilerin bir çoğunun bu “paçki gor”larda üretildiğini ve dilden dile yayıldığını söylersek yanılmış olmayız.


Gor da sevdalar mani olur dile gelir. Söylenen her mani adresini bulur.

Siyoğn elav ergentsav (sarmaşık çıktı uzandı)
Cermag arcets hednive (beyaz gürgen?in yanından yukarı)
Yesa aman ergena ( ben de öyle uzansam)
İm sevdain hednive ( sevdiğimin yanından yukarı)

Bu mani de adresi bulmuştur. Tabi ki cevap gecikmez. Geç kalınmış bir sevdadır bu.

Çağes kukar kenatser (yağmur geliyordu(yağıyordu) gittin)
Tsun eyev nor kenatser (kar yağdı nereye gittin)
Ergu qök gağnets ama (iki kök fındık için)
Tsiyapone menatser (çarşıda kaldın)

Erkek bir şeyler için geciktiğinin farkındadır ama gönül ferman dinlemez ve ısrarını sürdürür.

ergu gatsin percu me (iki balta bir elderesi)
xeçetsnoğum arci me (yıkacağım bir arci(bir ağaç))
ays igun isa kağaz (bu gece bu köyden)
pağtsenoğum ağçik me (kaçıracağım bir kız)

Tabi kızın karşılığı da gecikmez ve giderek sertleşir. Artık iş işten geçti mesajı vermek istemektedir. Nişanlandığını hatırlatmaktadır.Tabi bir yandan da tahrik etmektedir. Belki de son umut kırıntılarını bu saldırganlık içine gizlemiştir. Hem umutlarını hem çaresizliğini.

im terane tsegvetsav (benim kapıda atıldı)
ergu yeek hadig fişağ (iki üç tane fişek)
tun zat imatser oç ta (sen hiç duymadın mı)
hay ardeletsi eşşağ (hay ardalalı eşek)

Bu sert çıkış üzerine tabi erkek te sertliğin dozunu artırır. Bu sefer hedefe kızın nişanlısını koyar.

meg laustme peçgetsi(bir mısır ayıkladım)
paçge uynman ergener ( koçanı kendisinden uzundu)
neşanluid conçetsi (nişanlını tanıdım)
kinte uynman ergener (burnu kendisinden uzundu)

İşte bu minval üzere sevdalar dile gelirken yeni sevdaların tohumları da toprağa atılır. Gözler gözleri süzer. Gizli gülüşmeler, fısıldaşmalar başlar. Bir taraftan hep birlikte yemek yenir. “Bağindz” de pişen “çğinti” yenir. Gaz lambası ışığında iş bitinceye dek çalışılır. İş bitirildiğinde bir de gece “lusnika erand kişer” (aylı, ışıklı güzel gece) ise büyük bir horona tutuşulur gecenin sonunda işi bitirmiş olmanın şerefine. “Uçalım uçalım / kim kime / sevenlerin şerefine / heheyyyyy” komutuyla.

Mahir Özkan

Yaramaz Çocuklar

(Agos' un 07 Kasım 2008 tarihli 658. sayısında yayınlanmıştır.)

İlkokul deneyimlerim yaramazlık konusunda düşünmeme ve sorular sormama neden olmuştur hep. Çocuklar neden yaramazlık yaparlar? Ne tür yaramazlıklar yaparlar? Büyüklerin yaramazlık olarak nitelendirdiği davranışlar çocuklar için ne ifade eder? Yaramazlık yapmak neden bu kadar eğlencelidir? vs. vs.

Çocukluğumda oldukça yaramaz bir çocuk sayılırdım. Bir keresinde masa örtüsünü ateşe vermiştim. Ev ahalisinin kadın kısmı tarlada, erkek kısmı çay fabrikasında olduğu için öğlen yemeklerine eve geldiğimde yalnız oluyordum. Masanın üzerinde duran örtünün üçgen ucuna verdim kibriti. Yanıp yanmayacağını merak etmiştim. Yandı. Annem erken gelmese evimiz kül olacaktı.

Sonra evdekilere kızdığımda evden kaçardım. Tarlalarda, ormanlarda dolaşırdım tek başıma. Bir taraftan izlerdim onları. Beni aramaları hoşuma giderdi. Beni ararlarken onları izlemek hoşuma giderdi. Karanlık bastırınca gizlice evin altında, kullanmadığımız odadaki divana gelir yatardım. Sabahları kendi yatağımda uyanırdım ama.

Tarlaya çalışmaya gittiğimizde işten kaçar, oyun oynamaya giderdim arkadaşlarımla. Bazen onlarla çalışmak zorunda kalırdım ama hiç yük gelmezdi bu bana.
Arkadaşlarımla beraber köyün bütün güzel bahçelerini gezer en güzel meyveleri, salatalıkları domatesleri toplar, derenin kenarına gider bir güzel piknik yapardık.

Yaramazlık sizi sokmaya çalıştıkları kalıpların dışında kalmak çabasıdır aslında. Size çizilen sınırların dışına çıkma çabası. Bir çeşit başkaldırıdır yaramazlık. Karşıtı uslu olmaktır. Yani akıllı olmak. O yüzden “akıllı ol!” tehdidi yaramaz çocuklara yönelir. Us ama hangi us. Akıllı olmamız istenirken hangi akıldan söz edilir. Kimin aklından? Bunun altını biraz kazıdığımızda altından egemenlik ilişkileri çıkar. Ve daha bir çok şey. Bu nedenle yaramaz çocukları severim ben. Kendi aklının peşinde koşarlar yaramaz çocuklar.

Yaramaz çocuk özgür çocuktur biraz da. Yaramaz çocuklar soru sorarlar durmaksızın. Merak ederler. Kolay tatmin edilemezler. Yaramaz çocuk “neden?” diyebilen çocuktur. Bir yasak koyduğunuzda sorar hemen: neden? Yeterince tatmin edici yanıtlar alamadığında sormaya, sorgulamaya devam eder. Bazen kestirip atarsınız: “Neden mi? Ben öyle istiyorum da ondan.” Ama sizin isteğiniz onu dizginlemeye yetmez. Karşınıza doğrudan çıkamadığında kendine özgü direniş yolları geliştirir. Ama teslim olmaz sizin isteğinize. Yaramazlık eğlencelidir velhasıl.
Babam hep: “orti tun anots bes hoyiv elloğ çes. Gartoğ, medz mart elloğ es”(yavrum sen onlar gibi çoban olmayacaksın. Okuyacak, büyük adam olacaksın) derdi. Arkadaşlarımla karanlık çökene kadar oyun oynadığım zamanlarda. Bir de bir sınıfı iki kere okutacak gücü olmadığını söylerdi. Bu benim üzerimde çok etkili olmuştu. Bu yüzden okulda hiç yaramazlık yapmazdım. Uslu durmaya çok dikkat ederdim. Derslerime çok özen gösterirdim. Okulun en başarılı öğrencilerindendim bu yüzden. Öğretmenim de beni çok severdi.

Okulda sınıf başkanı teneffüslerde yaramazlık yapan çocukların isimlerini tahtaya yazardı. Öğretmenimiz derse geldiğinde tahtada ismi yazılı olanları yaramazlığına göre uyarır, kızar ve bazen döverdi büyük yaramazlık yapmışsa. Benim adım hiçbir zaman o yaramazlık yapanlar listesine yazılmamıştı. Ama bir gün yazıldı. Öğretmenimiz derse girdiğinde ismi yazılı olanlara sormaya başladı: “Ahmet ne yaramazlık yaptın yine?.....Ali sen?”…..Hatice…Mustafa….. “. Cevaplar mahçup gelirdi: “Sıraya çıktım öğretmenim, özür dilerim….,” “Fatma bana bağırınca…”, “ben aslında yapmak istememiştim…”, “önce o küfür etti ama”.vs. vs. Sıra bana gelmişti. Öğretmenim şaşkınlıkla: “sende mi?” dedi. “Sen ne yaptın bakalım?”. Ben ne yaptığımı bilmiyordum. “Bilmiyorum” diyebildim yalnızca. Sınıf başkanı söze girdi hemen: “Öğretmenim o Hemşince konuştu”.

O gün bugündür yaramazlık yapmak benim için bir alışkanlık halini aldı. Büyüyünce de yaramazlık yapmaya devam ettim. Devam edeceğim de…..Bu yaştan sonra akıllanır mıyım? Onu da bilemiyorum….


Mahir Özkan

17 Ağustos 2008 Pazar

Şidag Kurba


(Agos' un 31 Ekim 2008 tarihli 657. sayısında yayınlanmıştır.)


Köylerimizin yolları uzun süre karlarla kaplı olurdu. Bu nedenle kış yaklaşırken depolamak üzere un, şeker, pirinç, makarna vb. alınırdı çarşıdan. Bu uzun kış boyunca insanların kendilerini oyalayacak şeyler yapmaya ihtiyacı olurdu. Çocuklar en çok “maya”, “eşinden memnun musun?”, “yüzük kimde” gibi oyunları oynar. Büyüklerden duydukları “cazi (cadı)” öykülerini birbirine anlatır ve birbirlerini korkuturlardı. Kadınlarsa genellikle örgü örerlerdi vakitlerini geçirmek için. En çok da koyun yününden yapılan “şidag kurba” örerlerdi. İnsan ayaklarından çok üşür. Ayakları sağlama almak gerekir bu yüzden. Ayakları sağlama almanın en iyi yolu da “şidag kurba”dan geçer. Öyle merserize çorapla olacak iş değildir.

Hemşinli köylüsünün yaşamında iki çorap vardır: biri “şidag kurba” (gerçek, doğru çorap) diğeri ise “Coni kurba” (Laz çorabı – fabrikasyon çorap). Hemşin köylerinde öyle insanlar bulabilirsiniz ki bu insanlar ömürlerince “şidag kurba”dan başkaca çorap giymemiştir. Şidag kurba koyun yününün yıkanıp sand (tarak) tan geçirildikten sonra “madman” (mad-parmak + manel- eğirmek, bükmek sözcüklerinden üretilmiş bir sözcük, odundan yapılmış ve parmakla çevirerek yünü ipe dönüştürmeye yarayan basit bir aleti ifade eder) ile eğrilerek yapılan ipten örülür. Örüldükten sonra ucuna bir şib bağlanır. Bu şib önemlidir. Çünkü pantolon genellikle çorabın içine konur ve çorabın ağzı bu “şib”le bağlanır. Şib sözcüğü burada ip anlamında kullanılır. Ama esas anlamından devşirilmiş bir sözcük gibi duruyor. Aslında “tentmi şib-kabağın sapı”( kabağın üzerinde büyüdüğü uzun bitki gövdesi), “hğiyari şib-salatalık sapı” anlamında kullanılır. Bahçeye taze soğan koparmaya gönderildiğimde çok uyarı almışımdır annemden. Orti tentmin şibin vaan kales oç, tsokmi gu. (yavrum kabağın sapının üstüne basmayasın, kurur)

“Şidag kurba” deyişi ile “Coni kurba” deyişini anlamak için Hemşinlilerin ve Lazların coğrafi konumlanışına, ilişkilerine ve yaşam tarzlarına bakmak gerekir. Hemşinliler Lazların yaşadığı kıyı şeridinin iç kesimlerinde ve yüksek yerlerde yaşarlar. Çoğunlukla hayvancılıkla geçimlerini sağlarlar. (Tabi bu durum bütün ülkede olduğu gibi kentleşme süreciyle değişmeye başladı ve artık “şidag kurba” giyenlerin sayısı da hızla azalıyor). Doğanın çetin koşulları içerisinde yaşarken ona kafa tutmanın bir anlamı yoktur. En iyi yol ona uyum göstermektir. Yılın önemli bir döneminde karla kaplı köylerde yaşıyorsanız sizin için gerçek çorap, yün çorap olacaktır. Bu “gerçeklik” yalnızca çorap için de geçerli değildir. Örneğin, ekmek için de geçerlidir. “Şidag hats” ve “Coni hats”. Evde kuzineli sobada (peçko da) pişirilen ekmek gerçek ekmektir.( Şidag hats ın da iki türü vardır: biri “lazdi hats”-mısır ekmeği ve diğeri “tsoyni hats”- buğday ekmeği) Diğeri yani çarşıdan alınan ekmek “Coni hats”tır. Burada işlevselliğin yanında bir de ulaşılabilirliğin etkisi olduğu söylenebilir. Uzunca bir dönem kapalı bir toplumsal yaşam süren Hemşinliler kendi yaşam ilişkilerini kendi koşulları içerisinde oluşturmuş görünüyorlar.

Lazlar, Hemşinlilere göre şehirli olmayı temsil ediyorlardı. Çok küçük yaşlarımda dünyada Lazlarla Hemşinlilerden başka kimsenin yaşamadığını sanırdım. Onlar dziyapta (dziyap : dzov + ap-deniz kıyısı, Hemşinlilerde çarşı anlamında da kullanılır.) biz köyde yaşardık. Şehirliye Laz denir, köylüye Hemşinli. Toplumsal değişimlerle birlikte Hemşinliler dziyap a yerleşmeye başladıkça bu tabirler de kaybolmaya başladı. Daha doğrusu “Coni hats” ve “Coni kurba” deyişi yerini “dziyapi hats” ve “dziyapi kurba” deyişine bırakmaya başladı. Çünkü artık Hemşinlilerde bu fabrikasyon çorapları giymeye başlamışlardı. Bu yüzden onu Laz’a özgüymüş gibi algılatabilecek isimden kurtarıp “çarşı çorabı” haline getirdiler. Ancak “şidag kurba” deyimi olduğu yerde duruyor. Evet, artık şehirlerde yaşıyoruz bir çoğumuz ve doğal gazla ısıttığımız evlerimizde “dziyapi kurba” ile de idare edebiliriz. Ancak olası ihtiyaç durumları için hala gardroplarımızın derin bir yerlerinde ve gelinlerimizin çeyiz sandıklarında bir çift “şidag kurba” özenle saklanmaktadır.


Her ne kadar giyinmesekte gerçek çorap annelerimizin, ninelerimizin ördüğü yün çoraptır ve öyle kalacaktır..


Mahir Özkan

7 Ağustos 2008 Perşembe

Korku Duası

(Agos' un 08 Ağustos 2008 tarihli 645. sayısında yayınlanmıştır.)


Kimi insan karanlıktan korkar. Kimi insan ormanın içlerinde yaşayan ve garip sesler çıkaran yaratıklardan. Kimi insan “cazi”den korkar1. Kimi insan “lazdi barav” dan korkar.2 Kimi insan ise vahşi hayvanlardan . Kimi insan insanlardan korkar. Kimi insan kim olduğunu bildiği için korkar. Kimi insan kim olduğunu bilemediği için korkar. Kimi insan ise kim olduğunun ortaya çıkacağından korkar. Kimi insan da vardır ki, Allah’tan başka kimseden korkmaz. Belli ki böylesi korkmaktan çok korkar. Velhasıl herkes bir şeylerden bir şekilde korkar!


Korku öylesine güçlü bir duygudur ki; izin verilirse, insanın bütün yaşamına egemen olmaya başlar. Bütün davranışları insanın korkuyla belirlenmeye başlar. Sürekli bir tehdit altında olma duygusu yaratır korku. Korkan insan tedirgindir. Tedirginlik en sıradan durumları bile olağanüstü durumlara dönüştürebilir. Algılama biçimlerini tümden değiştirebilir insanın. İşte bu durumlarda birbirlerinin korkularını anlamayan insanların birbirlerini anlamaları da olanaksız hale gelir. İnsanın ruhuna egemen olmakla yetinmez korku bazen. İnsanın bedenini de ele geçirmeye başlar. Korkan insan yemeden içmeden kesilir. Hareketsizleşir. Mum gibi erimeye başlar. Bembeyaz bir iskelete dönüşür.


Önlem almak kaçınılmaz olmuştur artık. Korkulardan kurtulmanın vakti gelmiştir. Çareler aranmaya başlanır. Ne doktorlara ne hocalara gidilir de derman bulunmaz. İşte bu durumlarda son çare olarak gelinen kişi benim annem Ardeletsi Suti’ dir.3 Kendi köyümüzde ve çevre köylerde annemin “çapuş” yaptığı çok kişi korkularından kurtulmuştur.4 Annem hiçbir karşılık beklemeksizin gelen herkese “vağh i dua” yı okumuştur yıllarca.5


Korkan kişi kadınsa başına bağladığı yazmayı, erkekse beline sardığı yazmayı yedi okuma bitene kadar hiç çıkarmaz. Sürekli üzerinde taşırdı. Defalarca tanık olduğum bu “çapuş” larda annem, bir ucunu korkmuş kişiye verdiği yazmanın diğer ucunu sol eliyle tutardı. Sağ eliyle ise parmakları bitişik olarak yazmanın üzerinde, bir elinin arkası bir önü havaya bakacak şekilde bir hareket yapardı. Bu hareketi kişiye doğru yazma üzerinde yaklaşarak sürdürürdü. Sağ eli yazmanın korkmuş kişinin tuttuğu kısmına gelmesinden sonra yazmayı avucunun içinde toparlardı. Bundan sonra toparladığı yazmayı korkmuş kişinin göğüs bölgesinin dört noktasına değdirerek yazma üzerinde elini gezdirirken mırıldandıklarından başka bir şeyler mırıldanırdı. Bu hareketleri yedi defa tekrarladıktan sonra yazmayı yere atar ve son defa bir şeyler okurdu. Okuması bittikten sonra kişi yazmayı ya beline ya başına bağlar ve bir daha ki okumaya kadar çıkarmazdı.Üç “çapuş” sonrası kişi genellikle yemeden kesilmişse yemeye başlar; yedi çapuş sonrası ise tamamen iyileşirdi.


Yıllarca annemin ne okuduğunu merak ettim durdum. Tahminler geliştirdim. Acaba “üç kulhufallah bir Elham” mı okuyordu. Fatiha mı? Bildiğim bütün duaları, sureleri düşünüyordum. Sonra bir gün öğrenme şansını yakaladım. Annem beni yanına çağırdığında 11 yaşındaydım. Beni daha önce hiç çağırmadığı bir biçimde çağırmıştı. Yanına oturtarak büyük bir sırrı bana açmıştı:


“ Orti, hemi kezi vağh i duan sorvetsnoğum. Tun al kuyroçet sorvetsnoğes.” (yavrum şimdi sana korku duasını öğreteceğim. Sen de ablana öğreteceksin). Ben tabi hemen sordum:


“İnçi tun kuyris sorvetsne çes” (neden sen ablama öğretmiyorsun).


Annem:“As duas intsi im dade sorvetsuts, anu, mare sorvetsutsatsuni, anu a hopar e. As duas manç e genoç e, genig e martun sorvestnel ga a” (bu duayı bana babam öğretti. Ona annesi öğretmiş, ona da amcası. Bu duayı erkek kadına, kadın erkeğe öğretebilir.)


Yalnızdık ve annem binlerce yıl öteden gelen bilgece bir ses tonuyla geçmişe açılan kapılarımdan birini açtı bana:

“ Orti, yazma is vaan yeek donum - amb u ot ku ka vordali ked ku ka demdembali - asoğes. Hedev tevet serdin tibtsenele yeek donum - gov e, tan e, serdid vağh e dağ e - asoğes. As pones meg çapuşin oğte donum enoğes. Hedev al yazman tsadze vartsgoğes. Mem al gartoğ es. İnçuk oğte donum çapes yazmas vaan bededetsnoğa ” ( Yavrum yazmanın üstünde üç defa - yıldırım geliyor, bağıran çağıran dere geliyor demdembali – diyeceksin. Sonra elini göğsüne değdirirken üç defa - inek, ayran, yüreğindeki korku yerine - diyeceksin. Bu işi bir okumada yedi kere yapacaksın. Sonra da yazmayı yere atacaksın. Bir daha okuyacaksın. Yedi kere çapuş yapana kadar yazmayı üzerinde gezdirecek )


Hareketlerin ve sözlerin anlattığı aslında oldukça açık ve öğreticiydi. Önce korkular tanımlanıyordu. Yıldırımlar dereler vs.. Tanımlama yapılırken yazmadan kurulan köprü üzerinde ilerliyordu eli ve yüreğine ulaşıyordu korkan kişinin. Sonra yüreğinden aldığı korkuyu esas yeri olan toprağa bırakıyordu. Annem binlerce yıl öncesinden sesleniyordu. Korkularını tanıyın birbirinizin, köprüler kurun birbirinizin yüreklerine. Ve böylece kurtulun korkulardan. Korkularınızı gömün.


Notlar:

1.Cazi Hemşinlilerin cadıya verdikleri isim.

2.Lazdi barav hemşince “mısır kocakarısı” anlamına gelir. Mısır filizinin gövdesine yapışık, yumuşak garip bir dokudur. Bir çeşit hastalık gibidir. Canlı olduğu ve mısır tarlasını koruduğu, çocukları yediği rivayet edilir.

3.Ardalalı Sultan, Hemşinlilerde kadınlar evlendikten sonra sıklıkla babalarının köyünün adıyla anılırlar.

4.Çapuş: içinde bazı duaların okunduğu bir çeşit sağaltma ritüeli. Türkçe “ölçmek” anlamına gelir.

5. Vağh i dua: korku duası


Mahir Özkan

24 Ekim 2007 Çarşamba

Bert Vaux' un Hemşin Üzerine Makalesi

Bert Vaux Hemşin üzerine araştırmaları olan bir akademisyen. Bu yazı Amerika'da daha önce yayınlanmış bir yazı. Türkçeye çevrilmesinin yararlı olacağını düşündüm. Öykülerin Hemşince, Batı Ermenice ve Türkçe olarak verilmesi karşılaştırma olanağı sağlıyor. Yazının notlar kısmını çeviremedik. Orada hikayelerdeki bazı sözcüklerle ilgili açıklamalar vardı. Daha çok Amerikalı okura hitap ediyordu. Ancak daha sonra belki eklenebilir.

Mahir Özkan


MÜSLÜMAN HEMŞİNLİ’DEN ALINAN ETNOGRAFİK BİLGİLER
BERT VAUX, WISCONSIN ÜNİVERSİTESİ


Rize’den Gürcistan’a ve Rusya’nın güneyindeki Abhazya’ya kadar uzanan kıyı şeridinde yaşayan yaklaşık çeyrek milyon Ermeni kendilerini Hamşentsik (Türkçesi: Hemşinli; kendi deyimleriyle Homşetsi, ‘n’düşmüş oluyor) addederler. Bu isimlendirme Türkiye’nin Kuzey Doğu bölgesinde bulunan Hamşen’de yaşayanları da ifade eder. Çok ilginçtir ki; Türkiye Hamşentsilerinin kimliklerini belirlemek artık kolay değildir. Türkiye’de yaşayan Hamşentsiler en az 200 yıldan beri Müslümanlaşmışlardır. Ve bir çok Türk tarafından ‘Değişik Lazlar’ olarak adlandırılmaktadırlar(Bennighaus, 1989: 497). Genç Türkiyeli Hamşentsilerin bazıları da görünüşte kendilerini Türk boylarından biri varsaymak eğilimindedirler. Bir çok Türkçe yazılı kaynaklarda bu varsayım paylaşılmaktadır (Bennighaus, 1989:47-48). Hamşentsilerin adları genellikle Türkçe veya Kafkas kökenlidir. Gürcüce olanlara birkaç örnek verelim.
(1) Glonti 1967 ye göre;
Hamşentsi isimleri -Gürcüce İsimler

Çita -Ç’it’a
Boko -Bok’o
Çute -Ç’ut’e
Xavula -Xavila
Mapu -Mabu
Dukşi -T’uksi
Gunti -Gundia

Seri şeklinde yayınlanan makalelerinde (1963, 65,67, 86) Georges Dumezil, Artvin yöresinde bulunan iki Hamşentsi köyünün dillerini tanımlamıştır. Bu köylerin dilleri açıkça Ermenice’nin Hamşen lehçesidir. Ancak Ermeni dil bilimcisi Acaryan’a göre (1947) ise Hristiyan Hamshen lehçesi ile değişiklikler gösterir.
1995 yılından beri Hamşentsi bir gençle çalışmaktayım. Kendisi Gürcistan sınırına 5 km yakınında Artvin ili Karadeniz kıyı şeridinde bulunan yaklaşık bin kişilik bir köyde doğup büyümüş. Bu çalışmamın amacı sizlere dil bilimi açısından yaptığım çalışmaların bir ön raporunu sunmaktır.
Hamşentsi kültürü şarkılar, hikayeler, fıkralar, bilmeceler ve sözlü edebiyat bakımından çok zengindir. Bu dalları temsil eden bazı örnekleri sizin için topladık. Bu sunuş şekli Dumezil’in yaptığına çok yakın bir şekilde, yani onun sunuş şeklinin devamı şeklinde olacak.
BİLMECELER
Türkiye’nin diğer insanları gibi ‘Hamşentsi’ler de bilmeceyi çok severler. Bazıları örnektekiler gibi Türkçe’ye paraleldirler:
(2)
Soru: mağ me hagvit tsaxke tei
Yanıt: asdağ
Batı Ermenicesinde:
Soru: mağ mı havgitı tzeğun tri
Yanıt: asdığ
(3)
Soru: dam üstünde bir kalbur yumurta
Yanıt: yıldız
Aşağıdaki örneklerin Ermenice veya Türkçe paralelleri olup olmadığını bilemiyorum:
(4)
S: galat me kak bade tevi ( bir sepet boku duvara çaldım)
Y: onguç (kulak)
Batı Ermenicesinde:
S: goğov mı kak badin dıvi (zargi).
Y: aganç
Hamşentsma iki fiil var, genel Ermenice’nin ‘tal’ veya ‘dal’ (‘vermek’) fiilinden türemiştir. Devuş (vermek) ve tevuş (vurmak) (Adjarian 1947; 137) ikinci şekli burada kullanılmıştır
(5)
S: gerta gerta iz çuni, yed ku ka açvi çuni (gider gider izi yok, döner gelir gözü yok)
Y: ked (dere)

Batı Ermenicesinde:
S: gerta, gerta hedk çuni, yed gu ka açk çuni

(6)

S: compu vaan haşnadz senduk (yol üstünde kilitli sandık)
Y: mazarlux (mezarlık)

Batı Ermenicesinde:
S. Campu vıran gabvats sındug

2. DEYİMLER VE ATASÖZLERİ

Bilgi kaynağımıza göre Türkiye’de deyimler ve atasözlerine çok rağbet vardır. Bize bilgi veren Hamşentsi genç de her fırsatta Türkçe ve kendi dilinden deyimler ve atasözleri aktarmaktaydı. Örneğin, konuşurken eğer güvenilmeyen bir insandan bahsediliyorsa şöyle denir:

(7)

eyesin sabon kesvadz ça (yüzüne hiç sabun sürülmemiş)

Batı Ermenicesinde: yeresin ocar kısvatz çe

Batı Ermenilerinin buna benzer bir deyimleri var –yeresin meron kısvatz çe (yüzüne kutsal yağ sürülmemiş)- ve bu iki deyim de aynı anlamda kullanılır. Yani makbul bir insan değil, kutsanmamış, kötü biridir. Bir not düşmek istersek şöyle diyebiliriz, Müslümanlaşmış Hemşinli, ‘kutsal yağ’ yerine ‘sabun’ kullanıyor. Bu görüş açık bir şekilde ileride göreceğiniz hikayede de kendini gösteriyor. (Hemşinlilerin Hıristiyanlıktan uzaklaşmaları, dilleri ve kültürleri hakkında genel görüş ve tartışmalar için Vaux 1996’ya bakınız.)

Eğer güvenilmeyecek bir kişi yaklaşıyorsa şöyle denir:

(8)
şune işa pade kaşa (köpeği hatırla sopayı çek-hazırla-)

Batı Ermenicesinde: Şunı hişe paydı kaşe.

Eğer kötü bir kişi hakkında konuşuluyorsa ve o da bu konuşulma üzerine geliyorsa (yaklaşıyorsa) bu deyim . kullanılıyor. (Gazançean 1899: 111) Aynı deyim Kayseri’nin Çomaklı kazasında da kullanılıyormuş. (Kalfayan . 1930: 25)

Hamşentsiler de diğer Müslüman topluluklar gibi köpeğe karşı duyulan güvensizlik duygusunu paylaşırlar. Şöyle ki bilgi kaynağım olan gencin köyünde uysal olmayan köpekler genellikle asılıyorlarmış. Saldırgan köpekler ise, sopayla dövülerek bayıltılıyorlarmış. Payd veya pad –odun- Hamşentsma ve Batı Ermenice’de aynı anlamda kullanılıyor. İstenmeyen, arzu edilmeyen şahıs bu musibet, baş belası köpekle özdeşleştiriliyor. Bu deyime paralel olarak Türkçe’de de şöyle deniliyor. ‘İti an sopayı eline al’. Fakat Hamşentsma söyleyişi doğrudan doğruya Türkçe ile aynı değil, şöyle olması gerekir. ‘şuni işe padı tevit meç ar’. Hamşentsma deyiminin kafiyesi ve kelime dizisi Türkçe deyimle uyuşmuyor.
Eğer istenmeyen bir kişi konuşmaya müdahale ediyorsa şöyle deniyor;

(9)

kemane kaşadzuim kezigi (sana keman çalmışım)

Batı Ermenicesinde: çutag kaşetsi kezi (çutag-keman)

Eğer bu deyime bir yorum, açıklama yapmak istersek Amerika’da da kulaklarımızı kapatarak karşımızdakini dinlemek isemediğimizi belirtiriz. Yani sen konuşurken ben keman çalıyorum. Kısacası seninle ilgilenmiyorum.

(10)
cincuxvon çak xelk unin (serçe –kuşu- kadar akılları var)

Batı Ermenicesinde: cıncghugi çap hgelk unin

Kuş şarkısı Ermeni folklorunda insan diliyle eşleştirilir, denkleştirilir. Bu gerçekten yola çıkarak kaynak kişimizin dediğine göre de bu gencin bazı Ermenice konuşan arkadaşları gencin dilinin kuş diline benzediğini söylemişler. Yani ‘cıncghugi lezu’ kuşdili. Aynı etiket Ermenicenin Van lehçesi için de kullanılıyor. İstanbul ve kayseri Ermenileri bizim kaynak kişimizin lehçesini konuşmuyorlar. Bu suretle ‘cincghugi lezu’şekli bizim kaynak kişimizin kendi öz lehçesinde söyleniliyor. Ermenice bilen arkadaşlarının söylediği gibi söylemiyor.

Cincuxvon’in kelime yapısına dikkatinizi çekerim. İki ilginç durum söz konusu. Anlamsal uzantısı kendi Ermeni atasının ‘cıncghug’ serçe ve kendi öz, eski ismin halini ‘uan’ ı saklıyor. Örneğin klasik Ermenice’de ‘mahuan’ gibi. Mah: ölüm, mahuan: ölüme ait gibi.

3. ŞARKILAR

Hamşentsilerin kendilerine özgü zengin bir şarkı repertuarı vardır. Hem Türkçe hem Hamşentsma olarak. Özellikle düğünlerde ve halk ozanlarının köy meydanlarında toplanıp geleneksel mani üretme yarışmalarında bu gözlenebilir. Kaynak kişimizin hatırladığı bir örneği gösterelim;

(12)

monin ive elloğum (moniağacına çıkacağım)
monin mole va toğum (moni ağacının yaprağını dökeceğim)
tse kyağin axçgenoun(sizin köyün kızlarını)
govu bes tarmanoğum (inek gibi besleyeceğim)

Batı Ermenicesinde:
manin iver bidi yellem
manii derevi var toğum
tser kuğin axçiknerun
govu bes tarman bidi dam

4. ŞİİRLER

Başka ilginç bir örnek de kaynak kişimizin annesinin öğrettiği Türkçe-Ermenice karışık sayı sayma tekerlemesi ki Hamşen kültürünün karakterini belirtiyor;
(13)

meg, terone perg (bir, dışarıdaki kazma)
ergus, terone çapa (iki, dışarıdaki çapa)
yeek, govu tek (üç, ineğin eşi)
çors, dzile nors (dört, mısır seyrek)
hink, terone di(n)g ( beş, dışarıdaki deri torba)
vets, kenafin tets (altı, tuvaletin kokusu)
oxte, dolabin tuxte(yedi,dolabın kağıdı)
ute, terone tute (sekiz, dışarıdaki dut ağacı)
ine, valan hine (dokuz, eski don,pantolon)
dase tarkin tase (on, rafın üstündeki kase)

Batı Ermenicesinde:
meg, tursi perg(pir)
yergu, tursi priç
yerek, govu trik
çors, dzilı nosr
hink,tursi dig
vets, bedkarani hod
yotı,taranin tuğtı
utı, tursi tutı
inı, vardigi hinı
dası, taragin tası

Tek sözcüğünün kökeni açık değil. Bu sözcüğün kökeni ile ilgili üç ayrı açıklama var. Hulunyan ve Haçyan’ın 1964:440 şerhinde yakın Xotorçur lehçesinde,inek veya keçinin doğum yapmasından sonra rahmin dışarı attığı kalın zar veya kuzunun doğarken sarılmış olduğu torba; Malxaseanc 1944.1.501 şerhinde 1- deg= süpürdükten sonra hala kalan çamur, pislik, kir 2-yabani tohumların içinde bulunan ekmeksi toz 3-Eş, ana rahminde fetusun büyüdüğü zar, doğumdan sonra rahimden dışarı çıkarHıroçya Acaryan 1911. 274 şerhinde Eşin peçesi veya maskesi yani rahmin dışarı attığı fetus, hem hayvan hem insan için kullanılıyor. Türkçe’si ise mecazi anlamda duvak- peçe.

Dikkatinizi çekerim, her satırdaki orta sözcük Türkçe kökenli olabilmesine rağmen, ilk sözcükler ve onunla uyak oluşturan son sözcükler, çapa ve tas dışında Ermenicedir. Çapa, ergus ile uyaklı olmadığı için dikkat çekicidir ve orijinal Ermenice sözcük unutulduğu için kullanılmış görünmektedir.

5. HİKAYELER
Bize kaynaklık eden kişinin fıkra ve hikayelere karşı büyük bir sevgisi var. Size burada örnekler sunacağız. Yazım şekli Dumezil sistemine göredir.

(14)

Temal’in Keloxe

1-yeek hadik enger tsaxudn ive kayağ enuş gerton. 2-tsaxudin keloxn ive kellin kayağe genin. 3-şad barak gelli; hemi inçetsnuş kuzin. 4-andi inçetsnele erguse uuş compatsove compan işnoğun meg al na satarin kelxan compan inçetsnoğumgasa. 5-dağin onune temal gelli 6-temale çvone cedin gaba gu, ‘yes hemi asti inçetsenim’ gasa. 7- andi engerdake compan kişnun put genin martun vucude go keloxe çgo. 8-‘yahu’ gasin,’asu keloxe gar ta çgar ta’9- inç enik inç enik oç?’ 10- yuruts put genin,’yahu’ gasin, ‘meg ertak genoçe harts enik balki genige kidena gu’ 11- genoçe mode gertan 12- ‘yahu’ gasin, ‘ku martun keloxe vaan er ta vaan çer ta?’ 13- genign al gasa, ‘as akvan a’, gasa ‘kahvalti hazirlamiş ai’ gasa ‘bat marte giav ta giav oç ta çkidim,’ gasa.

Temel’in Başı

1-üç arkadaş kayık yapmak için dağa giderler. 2- dağın tepesine çıkıp kayığı yaparlar. 3- tepe çok diktir. Şimdi kayığı indirmek istiyorlar. 4- kayığı indirirken ikisi başka yoldan yola inecekler, diğeri satariın başından kayığı indireceğim der. 5- çocuğun adı Temeldir. 6- Temel ipi boynuna bağlar ve ‘şimdiburdan indireyim’ der. 7- sonra arkadaşları yola indiklerinde bakarlar ki adamın vücudu var, kafası yok. 8-‘yahu’ derler ‘bunun kafası var mıydı yok muydu?’ 9- ‘ne yapsak ne yapmasak?’ 10- birbirlerine bakarlar. ‘yahu’ derler, ‘gidip karısına soralım belki bilir’ 11- karısının yanına giderler. 12-‘yahu’ derler, ‘senin kocanın kafası üzerinde miydi değil miydi?’ 13- karısı der ki: ‘ bu sabah kahvaltıyı hazırladım ama adam yedi mi yemedimi bilmiyorum’ der
Temel’in Başı hikayesini, Hristiyan Ermeni halk masallarının ‘Papazın Başı’ veya ‘Arunun Cuma’ gibi masallarla özdeşleştirebilirsiniz. Bunun için Russel 1987 ve Vaux 1996 çalışmalarına başvurabilir ve karşılaştırabilirsiniz.

Karadeniz kıyısında yaşayanların günlük yaşamlarının önemli bir uğraşı da hayvan gütmek, onların yününü eğirmek ve tereyağı yapmaktır. Bu günlük aktiviteler Hamşentsi folklorunda önemli bir yer tutar. Aşağıdaki iki hikaye buna örnek oluşturur.


(15)

Axçikn u Yağ e

1- martun mege lernan kağe ku ka. 2- koni me kilo yağ pia gu hede dune 3- var tena gu dziapniva gerta 4- axçige ver kella kez gasa im dades inç epir asor 5- put gena yağ go, yağin put gena yağe kiç me haladz a. 6- kez gasa yes inç enim 7- hemi gasa nor yağs a egav haletsav 8- im dade indzi gorçoğa gasa 9- as a kiç me tsokmetsnim gasa 10- inç enim inç enim oç 11- yağe kiçme ture hona gu aakagutse dage tsokmetsenuşi tadi gu 12- put gena yağe şad hali gu 13- kez gasa hemi inç enim 14- as yes tsokmetsni gum gasa yağe al aveli hali gu 15- omar a gelli 16- inç enim inç enim oç asele gerta pade pia gu sobantena gu soban kola gu. 17- yağna sobayin dage tena gu 18- koni me dakika gontsni 19- put gena yağe heptan hali gu 20- ali gasa aspadz gasa intzigi im dade şad tevoğ a gasa 21- inç enim inç enim oç 22- inçik ene çi gaa 23- igvon gelli 24- dade dune ku ka 25- kızım inç aer gasa 26- e inç enim, baba gasa 27- as akvonnas tadi gum ta tsokmetsnim diye yağe tsokmetsav oç gasa.

Batı Ermenicesinde;

Ağhçigı yev Yuğı(tereyağı=garak)

1- martun megı lernen küğ gu ka 2- hedı, dun kani mı kilo yuğ gı pere 3- var gı tıne, dzovap(denizkıyısı. dzov=deniz ap=avuç- hemşinliler çarşı anlamında kullanıyor.) gerta 4- ağhçigı ver gelle(zartınna=uyanmak) gıse, aysor im hayrig inç perere 5- gı nayi, yuğı gı dense, yuğı kiç mı haladz e 6- kez, gıse, yes inç ınem gıse 7- hima yegav yuğı, haletsav gıse 8- im hayrigı(dadigı) intzi bidi çağhe(çağhel=azarlamak. Hamşentsma:gorçoğa) gıse 9- ays kiç mı tsamketsnem gıse 10- inç enem inç çınem? 11- yuğı kiç mı turs gı hane, arekagin(arevin) dagı tsamketsnel bidi da 12- gı nayi yuğe aveli şad gı hali 13- kez gıse, him inç ınem 14- ays yes gı tsamketsnem gor, gıse, yuğe al aveli gı hali gor gıse 15-amar e gılla 16- inç ınem, inç çınem, ıselov gerta payd gı pere, gı tıne, vararan (soban) gı vare 17- yuğı vararanin dagı gı tıne 18- kani mı vargyan(dakika) gantsni 19- gı nayi yuğıampoğçovin(heptan) gı hali gor 20- al gıse, Asdvats(asbadz=Allah) gıse, im hayrigıs intzi şad bidi dzedze(bu fiil hamşentsma da da var. Ancak tevoğ a =dövecek türkçeden geçmiş olabilir) 21- inç ınem inç çınem 22- ınelik pan mı çıga 23- irigun gılla 24- dadıgı dun gu ka 25- axçigs inç ırir gıse 26- e inç ıneyi hayrig gıse 27- ays ardınvne i ver yuğı tsumketsnel gı çanam, yuğı çıtsamketsav gıse (voç=oç=hayır. Çı=olumsuzluk veren ön ek. Hamşentsma da ç yerine oç kullanılıyor ve önek olarak değil son ek olarak. Ancak bazı fiillerde ön ek olarak varlığını sürdürüyor. Go=var çgo=var değil=yok, kidim=biliyorum çkidim=bilmiyorum vb.)

Kız ve Yağ

1- adamın biri yayladan köye iner. 2- beraberinde birkaç kilo yağ getirir. 3- yağı eve bırakır ve çarşıya gider. 4- kızı kalkar(uyanır) bakalım bugün babam ne getirmiş der 5- bakar ki yağ var,yağa bakar ki yağ biraz erimiş 6- acaba ben ne yapayım der. 7- şimdi der, yeni gelen yağ eridi 8- babam bana kızacak, bağıracak der. 9- beni bunu biraz kurutayım der. 10- ne yapayım ne yapmayayım? 11- yağı biraz dışarı çıkarır, güneşin altında kurutmaya çalışır. 12- görür ki yağ daha çok eriyor 13- acaba der şimdi ne yapayım der. 14- ben bunu kurutuyorum yağ daha çok eriyor. 15- yazdır 16- ne yapayım ne yapmayayım derken gider odun getirir sobaya koyar, sobayı yakar. 17- yağı da sobanın altına koyar. 18- birkaç dakika geçer 19- bakar ki yağ hepten eriyor. 20- yine diyor allahım diyor babam beni çok dövecek diyor. 21- ne yapayım ne yapmayayım 22- bir şey yapamıyor. 23- akşam olur. 24- babası eve gelir 25- kızım ne yaptın? der. 26- e ne yapayım baba? der. 27- bu sabahtan beridir der çalışıyorum ki kurutayım diye yağ kurumadı der.

Hamşen hikayelerinde Ardeletsilere atfedilen hikayeler de bulunur. Ardala Hamşen’in güney batısında bulunur ve Hamşentsmanın bir değişik ağzı ile konuşurlar. Tipik bir Ardeletsi hikayesi;

(16)

Ardeletsin, Tsin u Yağ e

1- ardeletsiin mege lernan tsiove yağ pia gu. 2- tsoogvan oxtin gelli. 3- aakagn a şad sart gelli. 4- inç enim? Kiç me netsim u yon kam gasa. 5- koni me saat ontsadz gelli. 6- ver terçi gu uşatsa gasa. 7- mema put gena na tsin gungadz a yağe vaan çko. 8- hartsena gu, kırat yağe giar ta gasa. 9- tsin al şoke kelxun tevadzui, keloxe tayva tayve tapa gu. 10- ardeletsiyin a keloxe tska gu livore hona gu tsiun kelxan tsvona gu. 11- hem giav hem a omçelu ha gasa gasa.

Batı Ermenicesinde;

Ardeletsin, Tsin yev Yuğı

1- ardeletsiin megı lernen tsiov yuğ gı pere. 2- tseregvan aden(zaman) gılla. 3- arekagn al şad ujov(sert) gılla 4- inç ınem? Kiç mı nısdım yev yan kam(bu deyim yaşlı Ermenilerin kullandığı bir deyim) gıse 5- kani mı jam(saat) gantsni 6- ver gı tırçı, uşatsa gıse. 7- megmın al gı nayi vor tsin ganknats e, vıran yuğı çıga 8- gı hartsıne, kırat yuğı tun gerar gıse. 9- tsin al şoken neğhvats kıluğhı gı şarje, gı tape 10- ardeletsin kıluğhı gı tarna, livor gı hane, tsin kıluğhen gı zarne. 11- te gerav yev te arants amıçnalu ha(ayo)
gıse

Ardalalı, At ve Yağ

1- ardalalının biri yayladan atla yağ getirir. 2- öğlen vaktidir. 3- güneş çok kızgındır. 4- ne yapayım? Biraz oturup yan geleyim der. 5- birkaç saat geçer. 6- birden sıçrar, geç kaldım der. 7- bir bakar ki at duruyordur, yağ üzerinde yoktur. 8- sorar, kırat yağı sen mi yedin? der 9- at da sıcaktan bunalmış, kafasını aşağı yukarı sallar. 10- ardalalının tepesi atar,silahını çıkarır, atı başından vurur. 11- hem yedi hem de utanmadan evet diyor der.

Dumezil(1967:19)in notlarına göre Hamşentsiler müstehçen fıkralara da meyillidirler. İşte size onlardan hafif, latif bir örnek;

(17)

Martn u Tsin

1- martun mege çolin gorsevi gu. 2- istus kala gu intus kala gu. 3-şad dzarvena gu 4- şidag hokin ellele birayi dun me desnu gu 5- açvenoun lus ku ka. 6- terçelov birayi dun mednu gu. 7- garson, “çur me bira me du!” 8- “hokis kella, paa al çunim”, gasa. 9- garsone “paa çunis taa oç çur oç a bira xemel gaes” gasa. 10- marte xelerelov “put aa ala inat tsin bila bira xema gu inç gases?” 11- garsone “hıı” gasa “tsin im engers a, xeme gaa” gasa. 12- marte tarna gu put aa “emmen şe genim paasuz birayi me hama” 13- “inç ases na” 14- garsone “hemi ağav” 15- “eer im tsiun dzidzağetsene garnas na biran xemes gu” gasa. 16- marte “hıı, ad tejvar ça” gasa. 17- gerta tsiun onguçnuuz inçi mertk me gasa. 18- tsin dzidzaği gu, dzidzaği gu, xexenca gu, ali dzidzaği gu. 19- garsone “ağav at, helal elli” gasa. 20- marte xema gu, gerta. 21- dai me hedev, marte ali yet ku ka, birayin dunin dağe kida 22- xelok mednu gu. 23- garsonin ali gasa “kides paa çunim” 24- inç ases na ali genim 25- inç gelli, bira m edu xemim” gasa. 26- “as compi paa çunes, bira xemuşi hama im tsiun latsenuşet bidi. 27- as a elli a na” gasa garsone “biran xemetser” 28- martn al “ha” gasa, “ama mek dakika me tus hone gaim ta?” 29- garsone “ha” gasa 30- mart etsin garnu tus kella. 31- mek dakika me hedev tsiovve yet ku kon. 32- tsin ku la ku la ardatsukniye taptepa gu. 33- hemi kidek ta as martes dzidzağetsenuşi hama inç asats? 34- latsetsenuşi hama inç asas?

Batı Ermenicesinde;

1- martun megı anabadin(çöl) meç gı gorsıvi. 2- astin gı kale, antin gı kale 3- şad gı dzaravna. 4- cişt hokin bidi yelle, kariçuradun(kari=arpa,çur=su,dun=ev:birahane!) mı gı desne 5- açknerun luys gu ka. 6- tırçelov kariçuradunı gı mıdne. 7- garson, “çur mı, kariçur mı,dur” gıse 8- “hokis yelle, tıram(para) al çunim” gıse. 9- garsonı “tram çunis ne voç çur voç al kariçur gırnas ğhımel” gıse. 10- martı bidi hğentena “naye tsin nuynisg kariçur gı ğhıme gor, inç gıses”? 11- garsonı “hı”, gıse “tsin im ingers e, gı ğhıme” gıse 12- martı gı tarna, gı nayi “arants trami(paasuz) kariçuri mı hamar inç vor uzes gınem?” gıse 13- “tun inç ısıs” 14- garsonı “hima yeğav” 15- “yete, tun im tsin garenas dzidzaghetsinel=hğıntatsnel kariçur e gırnas hğımel” gıse 16- martı “hı, adıga tıjvar çe” gıse. 17- gerta, tsiyun agançin paner mı gıse 18- tsin gı dzidzağhi, gı dzidzağhi, gı hğışhğınço, gı dzidzağhi 19- garsonı “yeğav al helal(Türkçe) ılla” gıse. 20- martı gı hğıme, gerta. 21- hedevyal dari martı noren(yeniden) yed gu ka, al kariçuradunin değı kide. 22- hğelok mı gı mıdne.23- garsonin noren gıse “kides, tram çunim” 24- “inç vor ıses gınem” 25- “inç gılla kariçur mı dur, hğımem” gıse 26- “kani vor kariçur hğımelu hamar tıram çunis. Hima al tsin bidi latsınes” 27- “ays al yete ılla kariçur e hğımetsir” gıse garsonı 28- martn al “ayo=ha” gıse, “sagayn vargyan(dakika) mı turs gırnam hanel zayn?” 29- garsonı “ayo” gıse. 30- martn al tsin garne turs gelle. 31- vargyan mı vers tsiov yed gu ka. 32- tsin, gula, gula, ardasukner gı taptıpe gor 33- hima kidek te ays martı dzidzağhetsnelu ham inç ısav? 34- latsınelu hamar inç ısav?

Adam ve At


1- adamın biri çölde kaybolur. 2- o tarafa yürür bu tarafa yürür. 3- çok susar. 4- tam canı çıkacakken bir birahane görür 5- gözlerine ışık gelir. 6- koşarak birahaneye girer. 7- garson, bi su bi bira ver! 8- canım çıkıyor param da yok diyor. 9- garson “paran yoksa ne su ne de bira içebilirsin” der 10- adam delirerek “baksana şu at bile bira içiyor sen ne diyorsun?” der. 11- garson “hı” der, “at benim arkadaşım içebilir” der. 12- adam döner, “bak her şeyi yaparım parasız bir bira için 13- ne dersen” 14- garson: “şimdi oldu” 15- “eğer benim atı güldürebilirsen birayı içersin” der. 16- adam “hı o zor değil” der 17- gider atın kulağına bir şeyler söyler 18- at güler, güler, kişner, yine güler. 19- garson: “oldu, helal olsun” der. 20- adam içer, gider. 21- bir yıl sonra, adam geri gelir, birahanenin yerini biliyordur. 22- hemen girer 23- garsona yine der, “biliyorsun param yok. 24- ne istersen yine yaparım 25- ne olur, bir bira ver içeyim” der. 26- “bu defa paran yoksa bira içmek için benim atı ağlatman lazım 27- bu da olursa” der garson “birayı içtin” der 28- adam da “evet” der “ama bir dakika dışarı çıkarabilir miyim” 29- garson evet der. 30- adam atı alır dışarı çıkar. 31- bir dakika sonra atla geri gelirler. 32- at ağlar, ağlar, gözyaşlarını sallandırır(döker).
33- şimdi biliyor musunuz bu adam güldürmek için ne dedi? 34- ağlatmak için ne dedi?

6 Ağustos 2007 Pazartesi

Hemşin Yaylalarından Derlenmiş Maniler

hamşentsi lernoun joğvevats maniner

1

tun cigaa xemes gu
cebid kiprit unista
hayde gases intsigi

donan izin unista

2

aatz qeints unesta
mecit'in tergitsnesta
mecit'in çul vardiqe
ver kaşes u qertasta

3

im terane tsegvetsav
ergu yeek hadig fişağ
tun zat imatser oç ta
hay ardeletsi eşşağ

4

hayde ertag zermağa
ku gove tsenoğ ça ta
istar aye istar ça
soğe nezn egoğ çata

5

meg laustme peçgetsi
paçge uynman ergener
neşanluid conçetsi
kinte uynman ergener

6

çağatsniva kaletser
ku im lazut vaantsguş
ka qezi gesmat çata
cermag laçağ vaatsguş

7

çağes kukar qenatser
tsun eyev nor qenatser
ergu qök gağnets ama
tsiyapone menatser

8

siyoğn elav ergentsav
cermag arcets hednive
yes al aman ergenam
im sevdayin hednive

9

siyoğe gabun ayi
dzevağnitsan qağayi
im sevdan teve qedrets
nesta ax u vax ayi

10

dzove gazyaği tartsav
qezi fitil çvidi ta
im dadin u imoe
bidzi hars me çvidi ta

11

momi kapşin unesta
korqit ağçik unesta
ellim qezi enişta
gağin gagal unesta

12

da Mustafa qezigi
asa mome garkatoğ
garkatoğ u qezigi
compan intsigi katoğ

13

ergu gatsin percu me
xeçetsnoğum arci me
ays igun isa qağaz
pağtsenoğum ağçik me

14

mona madmaned mona
bitun ku more pone
qezi intsi devets (eyed) oç
aspats ku more qola

15

aakage maetsav
entu qağe aetsav
entu qağin ağçenin
dzidzie papeletsav

16

ka saated engoğ a
engoğ u hasviyoğ a
ida susli boydive
vor betemal gungoğ a

17

zurpicine qednive
tez qala gu merale
zurpicine ağçenun
tez perna gu vereme

18

ka aşune ka ana
dondzetsan xavağ qağa
intsi u desnus ana
cutma aveli qağa

19

hayde ertaq siyoğ a
xad gove tsenoğ ça ta
ye xala ku ağçige
zate garqevoğ ça ta

20

ka ku dadin erzevin
giremidin parçenin
merni an ku neşanlun
joğvim anu parçenin

21

ka ku dadin erzevin
şale moliyetsar ta
haba arnoğed intsi
vağe moliyetsar ta

22

ka tun mita xendas oç
arde giyan goviye
inçug yep bededoğez
makriyal id coriye

23

ka tun ture saletser
yes ture saloğ çunim
hakvan asker ertoğum
hedetiyaz loğ çunim

24

ka ku dade donigu
bitun xadulig havqit
ka ku mome haknigu
bitun gargedats vardiq

25

moni nive eloğlum
moni'n mole vatoğum
entiz gonçoğ ağçenun (monçernun)
govu bez tarmanoğum

26

şad qidim şad asoğum
serdis yangun honoğum
qağetses inadina yar
qezi hede pağçoğum (limane nen osnoğum)

27

aakagim tibatsim
ander çamin qednive
lusnika im çaatsim
çançağane qednive

28

otobose giya gu
bitun xadulig cincuğ
ays or im arde egin
bitun garmelig cincuğ

29

ye ma sirdes tsavi gu
alag şalge çi gayim
ye ma ku qerun dayin
obel ene çi gayim

30

ereg inçime desa
xaduliger xadulig
conçetsag neşanluid
bidziliger bidzilig

31

cefukin oğe elag
laşi deeb kaşetsag
conçetsag neşanluid
pada xoxol lemani

32

veyi sarpin oğnive
cincuğveni poin gu
veyi sarpin dağaqe
mezi ama kovin gu

33

as igun hars me peig
babnu mome balli ça
pelafin vaan yağe
soy alata balli ça

34

çax kuka u tatvis gu
havu tsag lemanis gu
da donan u kales na
muhendis lemanis gu

35

da erzevin tezenin
vayi a ta donu a
da yes meme qidana
kravated konu a

36

ağçig ağa manç ağa
medzentsa asker ağa
im dadts intsi tez garkets
ağçenun (mançoun) gaad ağa

37

ka inç ağav qezi gi
inşee kulas kulas
meg neşanlu me unes
memal inçi monkukas

38

erzevar e bayir a
don e dage çayir a
xarat aeg ağçener
garkevuşu dari a

39

ka ku kume ku kum e
cugal ar kala kum e
gove getim gu dei
boğçan ar aye dun e

40

irannive ertal e
çift dingile badats a
as hakvan a imatsi
im neşanlun merats a

41

ye ma tsağe kağetsi
gotecage vov joğva
ye ma intsi garkoğes
inçug aşun e vaa

42

kösteğin cermag yazman
inçag çağ e gabetser
suleymanin im deyi
haydarin a maşetser


Derleyen: Mahir Özkan