Geçmişten geleceğe....
hamshentsma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamshentsma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2009 Perşembe

Temal’in Keloxe

Hemşince ve Türkçe olarak.....


Yeek hadik enger tsaxudn ive kayağ enuş gerton. Tsaxudin keloxn ive kellin kayağe genin. Şad barak gelli; hemi inçetsnuş kuzin. Andi inçetsnele erguse uuş compatsove compan işnoğun meg al na satarin kelxan compan inçetsnoğum gasa. Dağin onune temal gelli. Temale çvone cedin gaba gu, ‘yes hemi asti inçetsenim’ gasa. Andi engerdake compan kişnun put genin martun vucude go keloxe çgo. ‘Yahu’ gasin,’asu keloxe gar ta çgar ta’9- inç enik inç enik oç?’ Yuruts put genin,’yahu’ gasin, ‘meg ertak genoçe harts enik balki genige kidena gu’. Genoçe mode gertan. ‘Yahu’ gasin, ‘ku martun keloxe vaan er ta vaan çer ta?’ Genign al gasa, ‘as akvan a’, gasa ‘kahvalti hazirlamiş ai’ gasa ‘bat marte giav ta giav oç ta çkidim,’ gasa.


Temel’in Başı

Üç arkadaş kayık yapmak için dağa giderler. Dağın tepesine çıkıp kayığı yaparlar. Tepe çok diktir. Şimdi kayığı indirmek istiyorlar. Kayığı indirirken ikisi başka yoldan yola inecekler, diğeri satariın başından kayığı indireceğim der. Çocuğun adı Temeldir. Temel ipi boynuna bağlar ve ‘şimdiburdan indireyim’ der. Sonra arkadaşları yola indiklerinde bakarlar ki adamın vücudu var, kafası yok. ‘Yahu’ derler ‘bunun kafası var mıydı yok muydu?’ ‘Ne yapsak ne yapmasak?’ Birbirlerine bakarlar. ‘Yahu’ derler, ‘gidip karısına soralım belki bilir’ Karısının yanına giderler.‘Yahu’ derler, ‘senin kocanın kafası üzerinde miydi değil miydi?’ Karısı der ki: ‘ bu sabah kahvaltıyı hazırladım ama adam yedi mi yemedimi bilmiyorum’ der.

3 Şubat 2009 Salı

Kapılar Açılınca


Hemşinliler uzun yıllar önce Müslüman olmuşlar. Olmuşlar olmasına da öyle çok da dine dayalı bir hayatları olmamış hiçbir zaman. Bu yüzden İslam dini kabul edildikten sonra Hemşinlilerin hayatında çok önemli değişiklikler olmamış gibi gelir bana. Hatta Hıristiyanlık öncesinden kalma bazı ritüellerin bile görüldüğü olur Hemşinlilerde. Ama geçmişi söz konusu olduğu zaman Müslüman olmak büyük önem kazanır. Çünkü kimliği ile ilgili konularda tedirgindir Heşminli. Bu tedirginlikten kurtulmanın en kestirme yolu ise Müslümanlığa sarılmaktır. Belki de geçmişin hayali hafızalarında daha canlı olduğundan, özellikle yaşlı insanlar da bu durum daha yaygın görülür.

Amcam Mommet de bunlardan biriydi. Amcamın yaylanın uzun gecelerinde üniversiteli gençlerle yaptığı sohbetleri can kulağıyla dinlerdim. Büyük şehirden gelmiş devrimci gençleri can kulağıyla dinler, hiç müdahale etmezdi. Onları anladığını, sözlerine hak verdiğini sanırdınız. O koca adamı susturmuş ve düşüncelerini kabul ettirmiş olmanın gururuyla sözlerine son veren gençleri, söyledikleri her şeyin boşa gittiğini hissettiren ünlü sorusuyla baş başa bırakırdı. Bu sırada ben çocukların yüzündeki çaresizlik ifadesini görmek için sabırsızlanırdım. Bir çeşit eğlence olmuştu bu benim için. Amcam işaret ve orta parmağını bize doğru uzatır ve sorardı:

“Yes devrim mevrim çgidim. Orti, isa aşğaris ergu compa go. Meg e hıristiyanluk, megal e muslimanluk. Tug vor compatsan gertak? İndzi an astek. (Ben devrim mevrim bilmem. Yavrum, bu dünyada iki yol var. Biri Hıristiyanlık, diğeri Müslümanlık. Siz hangi yoldan gidiyorsunuz? Bana onu söyleyin.)” Tabi bu sorudan sonra anlat ki anlatabilesin: “Dinsel kimlik başka bir şeydir. Etnik kimlik başka bir şeydir. Sınıfsal kimlik başka bir şeydir” diye. Nuh der peygamber demezdi amcam. Ona göre; “Ermeniler Hıristiyandı. Türkler Müslümandı. Biz de Müslüman olduğumuza göre Türktük.” Amcam kendini inkarın en sağlam yolunu bulmuştu kendince.

O yaz yayladan döndükten sonra hayatımızda önemli değişikliklere yol açacak bir gelişme olmuştu. Sarp sınır kapısı büyük bir törenle açılmıştı. Tören alanı balonlarla, çiçeklerle süslenmiş. İki tarafın halk oyunları ekipleri gösteriler sunmuştu. Yeni bir dünyanın kurulduğuna dair konuşmalar yapılmıştı. Yörenin kalkınacağı, ticaretin gelişeceğinden dem vuran nutuklar atılmıştı. Sınır kapısının açılışını Başbakan yaptığı için kasabamız Makrial ana baba gününe dönmüştü. Köylerde ne kadar adam varsa çarşıya inmişti. Hayatlarında belki ilk ve son kez başbakan görme şansını değerlendirmek istemişlerdi. Tabi bu olay uluslar arası önemde bir olay olduğu için uluslar arası ajanslar ve TV kanalları da büyük ilgi göstermişlerdi açılış törenine.

Aynı günlerde Hemşin köylerinde bir söylenti dolaşıp duruyordu. Ne kadar doğruydu ne kadar yanlıştı kimse bilmiyordu. Ama söylentisi bile bazılarını çıldırtmaya yetmişti. Güya bir üniversite hocası Hemşin köylerinde araştırma yapıyorum bahanesiyle gezmiş, dolaşmış ve insanları kandırarak kan örnekleri toplamıştı. Bu kan örnekleriyle yaptığı araştırma sonucunda da Hemşinlilerin Ermeni olduklarına kanaat getirmişti.

Amcam söylentiyi duyduğunda deliye dönmüştü: “İser vov hona gu. Rahat rahat abrik gu hosa. Huzurniyes pağtsenoğun. ( Bunları kim çıkarıyor. Rahat rahat yaşıyoruz burda. Huzurumuzu kaçıracaklar)” diye söylenen amcamla birlikte kalabalığın içinde dolaşıyorduk. Kalabalığın içinde dolaşıyorduk ama amcam başka bir alemde gibiydi. Kendi kendiyle konuşuyor, bazen mırıldanıyor, homurdanıyor, belli belirsiz küfürler ediyordu. Kalabalığın ortasında çekim yapan yabancı bir televizyon ekibi vardı. Kalabalıktan birilerine mikrofonu uzatıyor ve sınır kapısının açılışı ile ilgili görüşlerini alıyordu. Her şey bir anda oldu. Mikrofonu önünde bulan amcam kızarmış bir suratla gözlerini iri iri açarak bağırdı:

“Mek Ermeni çik! Mek Ermeni çik! Mek Muslimanik, elhamdulillah. (Biz Ermeni değiliz! Biz Ermeni değiliz! Biz Müslümanız, elhamdulillah). Muhabir anlamaz gözlerle amcama bakarken amcam ve ben kalabalığın içinden çıkarak oradan uzaklaştık. İşte “Ermeni olmadığını Ermenice söyleyen halk” unvanını böyle kazandık.

Amcamın öfkesi bir süre daha devam etti. Bir süre sonra bu söylentiyi kimse konuşmaz olmuştu. Amcamın da öfkesi dinmişti. Kasabamızın yeni konusu Rus pazarıydı. Belediye bir yer tahsis etmişti ve çoğunlukla Gürcüler olmak üzere, Ermeniler, Ruslar ve başkaları aklınıza gelebilecek her türlü ürünün bulunabileceği bir pazarda bu ürünleri satmaya başlamıştı. Bir gün bu pazar yerinde gezmeye çıkmıştık amcamla. Amcam çok sıkı pazarlıkçı biriydi. Her malın bir pazarlık payı olduğunu, bu yüzden de pazarlık yapmadan bir malı almanın enayilik olacağını söylerdi. Kafasında belirlediği fiyata inmeden de hiçbir malı almazdı. Bazen çok istediği bir ürün olduğunda iyice inatlaşırdı. Pazarlığı uzatırda uzatırdı. Fazla para vermemekle ürünü alma isteği arasında gidip gelirken zaman akıp giderdi.

İşte böyle bir pazarlığın ortasındaydık yine ve ben sıkıntıdan patlamak üzereydim. Pazarcılar da artık bu inatçı adamla “sayı bulmaca” oynamaktan sıkılmış olmalılar ki kendi aralarında fısıldaşmaya başlamışlardı. Amcam önce fısıldaşmalarına dikkat kesildi. Sonra da kendisine pazarlığı kazandıran hamlesini yaptı:

-“Ağpar, Hay es? (Kardeş, Ermeni misin?)”
- “Hay em. Tun al Hay es? (Ermeniyim. Sen de Ermeni misin?)”
Amcam başını evet anlamında sallarken:
-“Kiç me al inçetsu u arnum. (Biraz daha indir de alayım)” dedi.

Mahir Özkan

20 Ocak 2009 Salı

Karga



Seneee…geçmiş zaman, yanlış olmasın seksen yedi bilemedin seksen sekiz. İkinci çay alım kampanyası yeni başlamış. Bizim evde bir telaş bir telaş. Her gün mümkün olduğu kadar çok çay toplamamız lazım. Çünkü kampanyanın ilk günlerinde kontenjan sınırlaması yok. Ne kadar toplarsan o kadar satabiliyorsun. Zamanında Laz bir ağadan yün karşılığı alındığı için “ağayin ard e - ağanın tarlası” dediğimiz tarla evimize bir saat mesafede. Ormanın içinden yükseklere kıvrılan dik yokuşlu yollarında iki adam yan yana yürüyemez. Bu tarlaya ulaşmak büyük eziyet olduğu için bir an önce bitirmek istiyoruz buranın işini.


Benim görevim toplanan çayları eşekle alım yerine indirmek, eşeğe göz kulak olmak ve çay toplayanlara yemek ve su getirmek. İlk torbaların dolmasıyla seferlerime başladım. İkinci seferimi yapmıştım ki güneş tepemize çıktı. Yemek zamanı gelmişti. Ekmek, peynir ve soğandan oluşan yemek torbasını “pagen”in yanındaki kızılağacın dalına astım ve pınara su getirmeye yollandım. Mısırın kurutulup ayıklandığı pagende aynı zamanda tarlada kullanılan malzemeler de dururdu. Yemeği burada yiyecektik.


Çeşmede su doldururken annemin pagene doğru telaşla koştuğunu gördüm. Bir yandan da bağırıyordu. “nallet elli kelğhud! Mezi ta kedar!( lanet olsun başına! Bizi mi buldun!)” Pagene geldiğimde annemin yerdeki yemek torbasını toparlamaya çalıştığını gördüm. Ekmek kurtulmuştu ama peynir namına yenebilecek bir şey kalmamıştı. Yemeğimize karga saldırmıştı. Karga peynirin bir kısmını götürmüş, kalanını da yere saçmıştı. Ekmeğin yanına yalnız soğan katık olacaktı.


Soğanın yanında katık olsun diye armut toplamak bana düştü tabi. Armutları getirdiğimde annem kargayı anlatıyordu hala. “Desar ta? Şaş kargan giyav me bonir e (gördün mü? Aptal karga yedi bizim peyniri)” dedim gülümseyerek. Annem: “Şaş ta? İnu kelğhun ğheke tizadza (aptal mı? Onun kafasında akıl yığılmış)” dedi. Meğer karga benim yemek torbası getirdiğimi anlamış ve beni takip etmiş. Yemeği nereye bırakacağımı gözlemiş. Annem tepemde dünüp duran kargayı görünce anlamış durumu ama bana sesini duyuramamış.


Karga lanetli bir kuşmuş. Nedeni bilinmez, uğursuzluk getirirmiş insanlara. Karganın acı çığlığı ölüm habercisi sayılırmış. Dadandı mı bir yere bilin ki oradan bir cenaze çıkarmış. Kargaya zarar vermek tehlikeliymiş. Kargaya zarar veren insana laneti bulaşırmış. Lanetinin bulaştığı insan da bir daha iflah olmazmış.


Zamanında köyümüze Pantsuke adında bir gelin gelmiş. Pantsuke hem güzel hem de maharetliymiş. Ev işlerini, bahçe işlerini büyük bir başarıyla yapıyormuş. Kısa sürede herkesin takdirini kazanmış. Yalnız civciv büyütemiyormuş bir türlü. Çünkü evlerinin önündeki dut ağacına bir karga yuva yapmış. Kuluçkadan çıkan bütün civcivleri büyümesine fırsat vermeden kaçırıp yuvasına götürüyormuş. Yavrularını bu civcivlerle besliyormuş. Bir süre sonra Pantsuke bu durumun farkına varmış. Kocasından kargayı uzaklaştırmasını istemiş. Kocası karganın yuvasından ayrılamayacağını bildiği için ağaca çıkıp karganın yuvasını bozmuş. Karga yuvasının bozulduğunu görünce acı acı çığlık atmış. Evin üzerinde dolanıp durmaya başlamış. Günlerce belki haftalarca evin üzerinde dolanmış durmuş çığlıklarla. Bir süre sonra Pantsuke’ ye bir haller olmaya başlamış. Benzi solmuş. Beyaza kesmiş yüzü. Hiçbir iş yapmaz olmuş. Yaşam isteğini kaybetmiş. İki can taşıyormuş Pantsuke. Buna bağlamışlar önce durumunu. Ama acıları dinmek bilmemiş. Türlü sancılar çekmiş. Sonunda bebeğini düşürmüş. Bir daha da döl tutmamış Pantsuke. Türlü çareler aramışlar. Doktor doktor, hoca hoca dolaşmışlar ama hiçbiri dertlerine derman olamamış. Yıllar böylece akıp gitmiş. Sonunda kabullenmişler durumu. Kocası Pantsuke’ yi çok sevdiği için başka biriyle evlenmeyi hiç düşünmemiş. Sonunda toparlanmış Pantsuke. İşinin gücünün başına geçmiş. Ama bir daha asla çocuğu olmamış.

Mahir Özkan

6 Ağustos 2007 Pazartesi

Hemşin Yaylalarından Derlenmiş Maniler

hamşentsi lernoun joğvevats maniner

1

tun cigaa xemes gu
cebid kiprit unista
hayde gases intsigi

donan izin unista

2

aatz qeints unesta
mecit'in tergitsnesta
mecit'in çul vardiqe
ver kaşes u qertasta

3

im terane tsegvetsav
ergu yeek hadig fişağ
tun zat imatser oç ta
hay ardeletsi eşşağ

4

hayde ertag zermağa
ku gove tsenoğ ça ta
istar aye istar ça
soğe nezn egoğ çata

5

meg laustme peçgetsi
paçge uynman ergener
neşanluid conçetsi
kinte uynman ergener

6

çağatsniva kaletser
ku im lazut vaantsguş
ka qezi gesmat çata
cermag laçağ vaatsguş

7

çağes kukar qenatser
tsun eyev nor qenatser
ergu qök gağnets ama
tsiyapone menatser

8

siyoğn elav ergentsav
cermag arcets hednive
yes al aman ergenam
im sevdayin hednive

9

siyoğe gabun ayi
dzevağnitsan qağayi
im sevdan teve qedrets
nesta ax u vax ayi

10

dzove gazyaği tartsav
qezi fitil çvidi ta
im dadin u imoe
bidzi hars me çvidi ta

11

momi kapşin unesta
korqit ağçik unesta
ellim qezi enişta
gağin gagal unesta

12

da Mustafa qezigi
asa mome garkatoğ
garkatoğ u qezigi
compan intsigi katoğ

13

ergu gatsin percu me
xeçetsnoğum arci me
ays igun isa qağaz
pağtsenoğum ağçik me

14

mona madmaned mona
bitun ku more pone
qezi intsi devets (eyed) oç
aspats ku more qola

15

aakage maetsav
entu qağe aetsav
entu qağin ağçenin
dzidzie papeletsav

16

ka saated engoğ a
engoğ u hasviyoğ a
ida susli boydive
vor betemal gungoğ a

17

zurpicine qednive
tez qala gu merale
zurpicine ağçenun
tez perna gu vereme

18

ka aşune ka ana
dondzetsan xavağ qağa
intsi u desnus ana
cutma aveli qağa

19

hayde ertaq siyoğ a
xad gove tsenoğ ça ta
ye xala ku ağçige
zate garqevoğ ça ta

20

ka ku dadin erzevin
giremidin parçenin
merni an ku neşanlun
joğvim anu parçenin

21

ka ku dadin erzevin
şale moliyetsar ta
haba arnoğed intsi
vağe moliyetsar ta

22

ka tun mita xendas oç
arde giyan goviye
inçug yep bededoğez
makriyal id coriye

23

ka tun ture saletser
yes ture saloğ çunim
hakvan asker ertoğum
hedetiyaz loğ çunim

24

ka ku dade donigu
bitun xadulig havqit
ka ku mome haknigu
bitun gargedats vardiq

25

moni nive eloğlum
moni'n mole vatoğum
entiz gonçoğ ağçenun (monçernun)
govu bez tarmanoğum

26

şad qidim şad asoğum
serdis yangun honoğum
qağetses inadina yar
qezi hede pağçoğum (limane nen osnoğum)

27

aakagim tibatsim
ander çamin qednive
lusnika im çaatsim
çançağane qednive

28

otobose giya gu
bitun xadulig cincuğ
ays or im arde egin
bitun garmelig cincuğ

29

ye ma sirdes tsavi gu
alag şalge çi gayim
ye ma ku qerun dayin
obel ene çi gayim

30

ereg inçime desa
xaduliger xadulig
conçetsag neşanluid
bidziliger bidzilig

31

cefukin oğe elag
laşi deeb kaşetsag
conçetsag neşanluid
pada xoxol lemani

32

veyi sarpin oğnive
cincuğveni poin gu
veyi sarpin dağaqe
mezi ama kovin gu

33

as igun hars me peig
babnu mome balli ça
pelafin vaan yağe
soy alata balli ça

34

çax kuka u tatvis gu
havu tsag lemanis gu
da donan u kales na
muhendis lemanis gu

35

da erzevin tezenin
vayi a ta donu a
da yes meme qidana
kravated konu a

36

ağçig ağa manç ağa
medzentsa asker ağa
im dadts intsi tez garkets
ağçenun (mançoun) gaad ağa

37

ka inç ağav qezi gi
inşee kulas kulas
meg neşanlu me unes
memal inçi monkukas

38

erzevar e bayir a
don e dage çayir a
xarat aeg ağçener
garkevuşu dari a

39

ka ku kume ku kum e
cugal ar kala kum e
gove getim gu dei
boğçan ar aye dun e

40

irannive ertal e
çift dingile badats a
as hakvan a imatsi
im neşanlun merats a

41

ye ma tsağe kağetsi
gotecage vov joğva
ye ma intsi garkoğes
inçug aşun e vaa

42

kösteğin cermag yazman
inçag çağ e gabetser
suleymanin im deyi
haydarin a maşetser


Derleyen: Mahir Özkan