Geçmişten geleceğe....
hopa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hopa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Mayıs 2013 Cumartesi
İstanbul Ergu Yaka
istanbul ergu yaka
ergu garmucov gabvadz
yes u tun ergu aşiğ
serdin meçnan pattevadz
ergu yaka gabvadza
anune istanbula
mart u genig gabvadza
anune aşikluğa
istanbule şad heru
desnul çim kezi kalu
inçbes enim u danim
ku dade izin dalu
istanbule medz kağ a
merte martu şad bağ a
hayde ertak lerniver
erand abruşi dağ a
inç pan unis istanbul
isu inu ağar kul
hayde gasim kağniver
imana çes ağar xul
istanbule hazgenes
kağniver campa çunes
hauri hed xosis gu
dzotsid memen al çunes
istanbulin campanin
arabatsov liktsadza
maxkes arer sud dağe
ku ikbaled xepvadza
kiroğ: mahir özkan
Etiketler:
akçakoca,
borçka,
hemshin,
hemsin,
hemşin manileri,
hemşince,
hemşinliler,
hopa,
istanbul,
kocaali,
mahir özkan,
makriyal,
mani,
vova
19 Şubat 2010 Cuma
Hemşinliler
.
Hemşin Neresidir?
Hemşin, bugün Rize ili sınırları içerisinde yer alan Hemşin ve Çamlıhemşin ilçelerini ifade eder. Buralar Hemşinliler tarafından Baş Hemşin olarak isimlendirilir. Dolayısıyla kökenlerinin buraya dayandığına dair bir bilincin Hemşinlilerde ortak bir bilinç olarak var olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ayrıca belirtmek gerekir ki nereye göç etmiş olursa olsun bütün Hemşinlilerin kendilerini bu isimle isimlendirmeleri “Hemşinli”nin yalnızca bir coğrafi isim olmadığını ortaya koyar. Dolayısıyla “Hemşinli” ortak bir kültür ve benlik algısı içeren bir kimliği ifade eder.
Hemşinliler Kimdir?
Hemşinlilerin bu yöreye nereden geldiklerine dair farklı görüşler bulunmaktadır. Ancak bu görüşler ortak noktaları üzerinden iki temel görüşe indirgenebilir. Biri Fahrettin Kırzıoğlu’nun temsil ettiği görüştür. Buna göre; Hemşinlilerin ataları Arsaklılarla birlikte 2200 yıl önce Amadan (Hamedan) bölgesine yerleşen ve aslen Türk olan Amadunilerin bir koludur. Ayrıca Tahir Deveci’ nin çevirip, Muzaffer Arıcı’ nın derlediği kitapta K. Koch’ un Rize seyahatnamesinde Hemşinlilerin Türk olduklarını söylediğini iddia eder. Ancak Can Uğur Biryol ve Rudiger Bennighaus aşağıdaki bölüm gibi bazı bölümlerin orijinal kitapta olmadığını iddia ediyorlar. Bu bölümlerin çevirmen yada derlemeci tarafından resmi tezi savunmak için eklendiğini söylüyorlar.
"Mehmet Bilgin' in tarihi konak ve evlerin kapılarındaki demir kuşaklar Türk sanatını simgeleyen çok mühim eserlerdir. Bu kuşaklar koç ve kurt başlarıyla Türklüğü haykırırlar! "
Diğer görüş ise daha çok Levon Haçikyan’ın Hemşin Gizemi adlı kitabında savunduğu tezdir. Haçikyan Hemşinlilere “Hemşin Ermenileri- Hamşena Hay”demektedir. 'Bizans İmparatorluğu'nun kuzeydoğu ucundaki Khaldyo'da Ermenistan'dan gerçekleşen göç sonucunda Hemşin Ermeni toplumu oluşmuştur. Bu göçle ilgili Tarihçi Gevond'dan bir yazı aktaran Haçikyan, Hamşen Ermeni Beyliği'nin kuruluşunu Yesayi'nin Baş Patrikliğinden sonra, Ubeydullah ve Süleyman vostikanlarının yönetim yıllarına, yani 789-790 yıllarına dayandırmaktadır.
Şapuh ve Hamam Amatuniler göçün başına geçerek, 12 bini aşkın tebaaları için Bizans imparatorluğu yönetimi altında güvenli bir yurt oluşturmuşlardır. Hamşen adının ise Hamam Amatuni 'nin adından (Hamam-a- şen – Hamam’ın inşa ettiği, kurduğu yer)geldiği söylenmektedir.
Günümüzde Hemşinliler
Hemşinlilerin günümüzde üç temel grup oluşturduğu söylenebilir.
Doğu Hemşinlileri
Bu grup esas olarak Artvin ilinin Hopa ilçesi ile Borçka ilçesinin bazı köylerinde yaşar. Ancak Sakarya ili Kocaali bölgesi ile Karasu ilçelerinde ve Düzce ili Akçakoca ilçesinde de Hemşinli köyleri bulunmaktadır. Bir grup Hemşinli ise Gürcistan Batum’ da yaşamaktadır. Batum’da yaşayan grubun bir kısmı Kırgızistan ve Kazakistan’a sürülmüş, ancak son yıllarda Rusya’nın Krasnodar kentine yerleşmeye başlamışlardır. İlginç bir detay ise son yıllarda bazı Hemşinlilerin Krasnodar’a yerleşmiş olan akrabalarından gelin almalarıyla ortaya çıkmıştır. Bu gelinler hiç Türkçe bilmemektedir. Ama Hemşince konuşabilmektedirler. Bu insanların Sovyet döneminde ne Türkçe ne de Hemşince eğitim almadıkları dikkate alındığında bu detay daha ilginç hale gelmektedir. Son yıllarda ekonomik nedenlerle yaşanan göçlerle batıdaki büyük kentlerde de belirli bir Hemşinli nüfus oluşmuştur.
Hemşin Neresidir?
Hemşin, bugün Rize ili sınırları içerisinde yer alan Hemşin ve Çamlıhemşin ilçelerini ifade eder. Buralar Hemşinliler tarafından Baş Hemşin olarak isimlendirilir. Dolayısıyla kökenlerinin buraya dayandığına dair bir bilincin Hemşinlilerde ortak bir bilinç olarak var olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ayrıca belirtmek gerekir ki nereye göç etmiş olursa olsun bütün Hemşinlilerin kendilerini bu isimle isimlendirmeleri “Hemşinli”nin yalnızca bir coğrafi isim olmadığını ortaya koyar. Dolayısıyla “Hemşinli” ortak bir kültür ve benlik algısı içeren bir kimliği ifade eder.
Hemşinliler Kimdir?
Hemşinlilerin bu yöreye nereden geldiklerine dair farklı görüşler bulunmaktadır. Ancak bu görüşler ortak noktaları üzerinden iki temel görüşe indirgenebilir. Biri Fahrettin Kırzıoğlu’nun temsil ettiği görüştür. Buna göre; Hemşinlilerin ataları Arsaklılarla birlikte 2200 yıl önce Amadan (Hamedan) bölgesine yerleşen ve aslen Türk olan Amadunilerin bir koludur. Ayrıca Tahir Deveci’ nin çevirip, Muzaffer Arıcı’ nın derlediği kitapta K. Koch’ un Rize seyahatnamesinde Hemşinlilerin Türk olduklarını söylediğini iddia eder. Ancak Can Uğur Biryol ve Rudiger Bennighaus aşağıdaki bölüm gibi bazı bölümlerin orijinal kitapta olmadığını iddia ediyorlar. Bu bölümlerin çevirmen yada derlemeci tarafından resmi tezi savunmak için eklendiğini söylüyorlar.
"Mehmet Bilgin' in tarihi konak ve evlerin kapılarındaki demir kuşaklar Türk sanatını simgeleyen çok mühim eserlerdir. Bu kuşaklar koç ve kurt başlarıyla Türklüğü haykırırlar! "
Diğer görüş ise daha çok Levon Haçikyan’ın Hemşin Gizemi adlı kitabında savunduğu tezdir. Haçikyan Hemşinlilere “Hemşin Ermenileri- Hamşena Hay”demektedir. 'Bizans İmparatorluğu'nun kuzeydoğu ucundaki Khaldyo'da Ermenistan'dan gerçekleşen göç sonucunda Hemşin Ermeni toplumu oluşmuştur. Bu göçle ilgili Tarihçi Gevond'dan bir yazı aktaran Haçikyan, Hamşen Ermeni Beyliği'nin kuruluşunu Yesayi'nin Baş Patrikliğinden sonra, Ubeydullah ve Süleyman vostikanlarının yönetim yıllarına, yani 789-790 yıllarına dayandırmaktadır.
Şapuh ve Hamam Amatuniler göçün başına geçerek, 12 bini aşkın tebaaları için Bizans imparatorluğu yönetimi altında güvenli bir yurt oluşturmuşlardır. Hamşen adının ise Hamam Amatuni 'nin adından (Hamam-a- şen – Hamam’ın inşa ettiği, kurduğu yer)geldiği söylenmektedir.
Günümüzde Hemşinliler
Hemşinlilerin günümüzde üç temel grup oluşturduğu söylenebilir.
Doğu Hemşinlileri
Bu grup esas olarak Artvin ilinin Hopa ilçesi ile Borçka ilçesinin bazı köylerinde yaşar. Ancak Sakarya ili Kocaali bölgesi ile Karasu ilçelerinde ve Düzce ili Akçakoca ilçesinde de Hemşinli köyleri bulunmaktadır. Bir grup Hemşinli ise Gürcistan Batum’ da yaşamaktadır. Batum’da yaşayan grubun bir kısmı Kırgızistan ve Kazakistan’a sürülmüş, ancak son yıllarda Rusya’nın Krasnodar kentine yerleşmeye başlamışlardır. İlginç bir detay ise son yıllarda bazı Hemşinlilerin Krasnodar’a yerleşmiş olan akrabalarından gelin almalarıyla ortaya çıkmıştır. Bu gelinler hiç Türkçe bilmemektedir. Ama Hemşince konuşabilmektedirler. Bu insanların Sovyet döneminde ne Türkçe ne de Hemşince eğitim almadıkları dikkate alındığında bu detay daha ilginç hale gelmektedir. Son yıllarda ekonomik nedenlerle yaşanan göçlerle batıdaki büyük kentlerde de belirli bir Hemşinli nüfus oluşmuştur.
Doğu Hemşinlileri müslümanlaşmış olmakla birlikte dillerini korumayı başarmışlardır. Bu grubun konuştuğu dil Ermenice’ nin bir lehçesi olan Hemşin Ermenicesidir. Dillerinin Ermeniceyle bağının farkında olan Hemşinliler bunu “kız alıp vermiş olmak”, “bir süre Ermenilerle aynı yerde yaşamış olmak” vb. biçiminde açıklamaktadırlar. Ancak bu açıklamaların kendileri açısından da pek inandırıcı olmadığı açıktır. Son yıllarda kırılmakla birlikte bu konuda konuşmaktan kaçınmak gibi bir tutumları olduğu söylenebilir. Doğu Hemşinlilerinin dillerini koruyabilmiş olmalarının en büyük nedeni yüksek dağ yamaçlarında yaşamaları, hayvancılık ve yaylacılık yapmaları olsa gerek. Ayrıca yaygın olarak görülen iç evliliklerinde dilin korunmasına katkısı olduğu söylenebilir.
Batı Hemşinlileri (Baş Hemşinliler)
Bu grup esas olarak Rize’nin Hemşin ve Çamlıhemşin ilçelerinde yaşar. Ancak yöreye dağılmış köyler bulunmaktadır. Ayrıca büyük şehirlerde de belli bir Batı Hemşinli topluluk bulunmaktadır. Batı Hemşinliler müslümanlaşmış ve artık Hemşince konuşmamakla birlikte güçlü bir kimlik bilincine sahiptirler. Hemşinli kimliği geleneksel giysilerinden, halk oyunlarına, yaylalarından, şenliklerine kadar bir çok alanda belirgindir. Bunlar içerisinde en ilginç olanı halen Ermenilerinde kutladığı vartevor bayramıdır. Dilsel olarak ise günlük yaşam gereçleri ve yer adlarında Ermenice kelimelere yer verilmektedir. İbrahim Karaca Hemşin adlı kitabında 450 civarında Hemşince kelimeye yer vermektedir. Ancak bu kelimeler Türkçe konuşma içerisinde kullanılmaktadır. Yalnızca Hemşince kelimelerle konuşulamamaktadır.
Kuzey Hemşinlileri
Bu grup Hemşinden Trabzon Karadere ( sevked ) ye göç ederek müslümanlaşmayan Hemşinli topluluktur. Daha sonra buradan tüm Orta Karadenize yayılmışlardır. 19. yüzyıl sonlarındaysa kitlesel göçlerle karadenizin karşı kıyılarına taşınmışlardır. Bugün ağırlıklı olarak Rusya’nın Soçi ve Krasnodar kentleri ile Abhazya’nın Sohum ve Gagra kentlerinde yaşamaktadırlar. Kuzey Hemşinlileri Hıristiyan olup, kendilerine Hamşena Hay (Hemşin Ermenisi) demektedirler. Konuştukları dil Doğu Hemşinlilerinin konuştukları dile çok yakındır. Bir Doğu Hemşinlisi bir Kuzey Hemşinliyle bir Ermeniyle anlaşabildiğinden çok daha iyi anlaşabilmektedir. Türkü ve halk oyunları incelendiğinde bir çok ortaklık bulunabilmektedir.
Hemşin Dili
Hemşin dili üzerine ayrıntılı araştırmalar yapılmamıştır. Ancak yapılmış sınırlı araştırmaların gösterdiği kadarı bile Hemşince’nin Ermenice’nin bir lehçesi olduğunu açıklıkla göstermektedir. George Dumezil’in yaptığı çalışmalar bunun en açık belgeleri durumundadır. Hatta bazı araştırmacılara göre, Hemşincedeki bazı kelimeler yaşayan en eski Ermenice örnekleridir. Bu iddia ise yüksek yaylalarda yaşayan ve içine kapalı bir toplum olan Hemşinlilerin uzun süre hiçbir toplumla etkileşim içinde olmamasına dayandırılır. Hemşincenin tam olarak anlaşılabilmesi için bir çok araştırmaya ihtiyaç duyulduğu ortadadır. Ancak bir tehlikede söz konusudur. O tehlike Hemşincenin yok olması tehlikesidir. UNESCO’ nun 2009 yılında 21 Şubat Dünya Anadili günü öncesinde yayımladığı `Tehlike Altındaki Diller Atlası`na göre Hemşince kesinlikle tehlikede olan diller kategorisinde sınıflandırılmıştı. Bu şu anlama geliyor Hemşin dili gerekli önlemler alınmazsa yok olacaktır.
Ancak bu konuda son yıllarda sevindirici gelişmeler de olmaktadır. Özcan Alper’in çektiği “Momi” isimli kısa film, ardından yine Özcan Alper’in ilk uzun metraj filmi “Sonbahar”, Vova grubunun geleneksel hemşin ezgilerinden oluşan albümü, Yaşar Kabaosmanoğlu’nun Rakani albümü ve tabi bu albümlerin ortaya çıkmasından önce Kazım Koyuncu’nun Hemşince parçalara albümlerinde yer vermesi Hemşincenin ve Hemşinlinin görünür olmasına ve kendi üzerine düşünmeye başlamasına vesile olan önemli gelişmelerdir. Tabi ki bunlar tek başına bir dili yaşatmaya yeterli değildir. Ancak yol açılmıştır. Hemşincenin latin harfleriyle yazımı konusunda bir çalışma yapılmış, Hopa’ da yayınlanmakta olan Biryaşam adlı dergide Hemşince hikayeler yayınlanmıştır. Ayrıca Hemşinliler artık internette kurulan ağlar aracılığı ile Kuzey Hemşinlileri ile de iletişim ve etkileşim halindedirler. Bütün bu süreç sözlü Hemşin kültürünün yazılı hale getirilmesini ve Hemşin kültürünün yazılı yeniden üretiminin önünü açmaktadır. Hemşincenin ölmemesi ancak bu şekilde olanaklı olacaktır.
Mahir Özkan
Batı Hemşinlileri (Baş Hemşinliler)
Bu grup esas olarak Rize’nin Hemşin ve Çamlıhemşin ilçelerinde yaşar. Ancak yöreye dağılmış köyler bulunmaktadır. Ayrıca büyük şehirlerde de belli bir Batı Hemşinli topluluk bulunmaktadır. Batı Hemşinliler müslümanlaşmış ve artık Hemşince konuşmamakla birlikte güçlü bir kimlik bilincine sahiptirler. Hemşinli kimliği geleneksel giysilerinden, halk oyunlarına, yaylalarından, şenliklerine kadar bir çok alanda belirgindir. Bunlar içerisinde en ilginç olanı halen Ermenilerinde kutladığı vartevor bayramıdır. Dilsel olarak ise günlük yaşam gereçleri ve yer adlarında Ermenice kelimelere yer verilmektedir. İbrahim Karaca Hemşin adlı kitabında 450 civarında Hemşince kelimeye yer vermektedir. Ancak bu kelimeler Türkçe konuşma içerisinde kullanılmaktadır. Yalnızca Hemşince kelimelerle konuşulamamaktadır.
Kuzey Hemşinlileri
Bu grup Hemşinden Trabzon Karadere ( sevked ) ye göç ederek müslümanlaşmayan Hemşinli topluluktur. Daha sonra buradan tüm Orta Karadenize yayılmışlardır. 19. yüzyıl sonlarındaysa kitlesel göçlerle karadenizin karşı kıyılarına taşınmışlardır. Bugün ağırlıklı olarak Rusya’nın Soçi ve Krasnodar kentleri ile Abhazya’nın Sohum ve Gagra kentlerinde yaşamaktadırlar. Kuzey Hemşinlileri Hıristiyan olup, kendilerine Hamşena Hay (Hemşin Ermenisi) demektedirler. Konuştukları dil Doğu Hemşinlilerinin konuştukları dile çok yakındır. Bir Doğu Hemşinlisi bir Kuzey Hemşinliyle bir Ermeniyle anlaşabildiğinden çok daha iyi anlaşabilmektedir. Türkü ve halk oyunları incelendiğinde bir çok ortaklık bulunabilmektedir.
Hemşin Dili
Hemşin dili üzerine ayrıntılı araştırmalar yapılmamıştır. Ancak yapılmış sınırlı araştırmaların gösterdiği kadarı bile Hemşince’nin Ermenice’nin bir lehçesi olduğunu açıklıkla göstermektedir. George Dumezil’in yaptığı çalışmalar bunun en açık belgeleri durumundadır. Hatta bazı araştırmacılara göre, Hemşincedeki bazı kelimeler yaşayan en eski Ermenice örnekleridir. Bu iddia ise yüksek yaylalarda yaşayan ve içine kapalı bir toplum olan Hemşinlilerin uzun süre hiçbir toplumla etkileşim içinde olmamasına dayandırılır. Hemşincenin tam olarak anlaşılabilmesi için bir çok araştırmaya ihtiyaç duyulduğu ortadadır. Ancak bir tehlikede söz konusudur. O tehlike Hemşincenin yok olması tehlikesidir. UNESCO’ nun 2009 yılında 21 Şubat Dünya Anadili günü öncesinde yayımladığı `Tehlike Altındaki Diller Atlası`na göre Hemşince kesinlikle tehlikede olan diller kategorisinde sınıflandırılmıştı. Bu şu anlama geliyor Hemşin dili gerekli önlemler alınmazsa yok olacaktır.
Ancak bu konuda son yıllarda sevindirici gelişmeler de olmaktadır. Özcan Alper’in çektiği “Momi” isimli kısa film, ardından yine Özcan Alper’in ilk uzun metraj filmi “Sonbahar”, Vova grubunun geleneksel hemşin ezgilerinden oluşan albümü, Yaşar Kabaosmanoğlu’nun Rakani albümü ve tabi bu albümlerin ortaya çıkmasından önce Kazım Koyuncu’nun Hemşince parçalara albümlerinde yer vermesi Hemşincenin ve Hemşinlinin görünür olmasına ve kendi üzerine düşünmeye başlamasına vesile olan önemli gelişmelerdir. Tabi ki bunlar tek başına bir dili yaşatmaya yeterli değildir. Ancak yol açılmıştır. Hemşincenin latin harfleriyle yazımı konusunda bir çalışma yapılmış, Hopa’ da yayınlanmakta olan Biryaşam adlı dergide Hemşince hikayeler yayınlanmıştır. Ayrıca Hemşinliler artık internette kurulan ağlar aracılığı ile Kuzey Hemşinlileri ile de iletişim ve etkileşim halindedirler. Bütün bu süreç sözlü Hemşin kültürünün yazılı hale getirilmesini ve Hemşin kültürünün yazılı yeniden üretiminin önünü açmaktadır. Hemşincenin ölmemesi ancak bu şekilde olanaklı olacaktır.
Mahir Özkan
25 Nisan 2009 Cumartesi
YAŞAMAK İÇİN AÇIK MEKTUP / ABRUŞİ HAMA PATS TUĞT - İsmail Güney YILMAZ
Sevgili kardeşlerim !..
Dünyada binlerce dil konuşulmakta ve bu dillerin büyük çoğunluğunun üzerinde ölümün karanlığı kol gezmektedir. Ölüme yakın olan olan bu dillerin arasında bizim konuştuğumuz dört dil de sayılıyor.Ki görüyoruz günbegün ölüyor dillerimiz...Kültürümüz,kimliğimiz ölüyor!.. Peki ya biz,her biri ayrı birer nadide çiçek olan bu dillerin ölümlerine seyirci mi kalacağız?!.Hayır !.. Her ölüm,binlerce yılda oluşturulmuş zengin bir birikimin bir daha geri gelmemcesine yitirilişi anlamına gelir... Ve bu yitirilme, yalnız halklarımız için değil,tüm dünya zenginliği adına büyük bir kayıp olacaktır... Atalarımızdan,torunlarımız içinemanet aldığımız bu güzel dillerimizin yaşatılması bir insanlık borcundan başka bir şey değildir!.. Artık uyanalım kardeşlerim, artık elele verelim ve kurtulalım bu ölüm uykusundan!.. Anlayalım artık,dillerimiz,kültürlerimiz ölürse,bizler de ölü olacağız...Ve bizlerden yarına,ölü halkalardan başka hiçbir şey kalmamış olacak!.. "Dur!" diyelim bu kıyamet günü sayımına!.."Dur!" diyelim!..
Omuzlarımızda taşıdığımız yük birdir... Alınlarımızdan akan ter de... Emekçiliğimiz kardeştir,yoksulluğumuz da...Köklerimiz ve dillerimiz farklı farklıymış ne çıkar,tarlalarda,fabrikalarda aynı şarkıyı söyler çalışan ellerimiz !.. Nice yüzyıllardır aynı toprakta karşılıklı karışmış ve yan yana yaşıyoruz... Birbirine karışmıştır kültürlerimiz ve adetlerimiz... Hakim ulus mensubu oldukları için,dillerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olmasalar da,aynı toprakları paylaştığımız Türk halkıyla da kardeştir yüzyıllardan berikaderimiz... Ve tabii ki unutmayalım,biraz "uzak"ta olan kardeşlerimizi de; Kürtler'i, Araplar'ı, Ermeniler'i, Çerkezler'i, Boşnaklar'ı, Arnavutlar'ı... Anadolu'da ve dünyanın her köşesinde yaşayan tüm emekçi halkları!.. Derdimiz birdir,kurtuluş yolumuz da !..
Laz'ız,Gürcü'yüz,Hemşinli'yiz,Pontoslu'yuz !.. Ve yitip gidiyor bizim olan ne varsa!.. Kayboluyor,eziliyor "modern dünya"nın (!) acımasız talanında. Kan kusuyor kadim diller,kültürler !.. Biz varız,ama onlar diyorlar ki bizim için: "Yoklar!" En doğal insan hakkı olan kültürel talepler dahi "bölücülük" diye eziliyor... Kesmek istiyorlar soluğumuzu... İstiyorlar ki,yaşayan ölüler olalım !.. Peki ya, bu nasıl oluyor,bu nasıl bir vatandır ki anadil talebiyle bir anda bölünebiliyor ?!. Anlamak aslında hiç de güç değil,onlar için Türkiye tek bir renkten ibarettir... "Hayır,Türkiye'de başka diller,halklar da var!" dediğimizdeyse, bir canavar misali geliyorlar güzel düşlerimizin üzerine üzerine !.. Zalim bir paranoyanın ağırlığı altında yitip gidiyor sesimiz !..
Fakat hayır !.. Sessizlik yakışmaz bize !.. Yakışmıyor bize ölümü beklemek !.. Atalarımızın kemiklerini sızlatan bu ölüm suskunluğu ayıptır,büyük bir insanlık ayıbıdır !.. Ayıbı bulaştırmayalım yarınlarımıza... Artık bir köprü olalım dünden yarına,artık sesimizi çıkaralım:Biz Varız !.. Vardık,varız,var olacağız !.. Çağla ey ezilen halkların ırmağı çağla !.. Can ver şimdi çorak topraklarımıza... Kalkın kardeşlerim, bize yakışmıyor sessizce ölümümüzü beklemek... Bize yakışan, kardeşliğin güzel çiçekleriyle bezeli yaşam yolundan yürümek !.. Öyleyse biz de yürüyelim yolumuzdan,varsın boşuna bağırıp çağırsın karanlığın bekçisi "yalnız kurtlar" (!)... Biz yürüyelim... Ve onlara vermek için ağızlarının payını haykıralım hep bir ağızdan yüksek sesle :
YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ !
YAŞASIN LAZCA,GÜRCÜCE,HEMŞİNCE VE PONTOSÇA !..
Sireli Axparner!
Aşxaris hazaran şad lizu xoservi gu. As lizunous şadin vaan mernuşin medoğume bededa gu.
Mernuşi modik elloğ lizunoun meçe me xosats çors lizun a hormevi gu. Mek al emmen or desnuk gu, açvenous arçetin lizunies mernin gu. Me kultur e, me me elluşnies merni gu. Mek inç enoğuk? Emmen na uuş uuş dzağik elloğ as lizunous mernuş e serenoğuk ta?
Ça! Emmen mernuş e, hazar darvu arançman pervats, joğvevatsnoun me mal yed kalu gorsevuş e asuş a. As garsevuş e me me me joğovurtnous ça, aşxaris hama a medz pon a. Medz babous tornous devuşi hama aradzunik lizunies. Lizunis abretsnuş e mart elluşi hama me varvenus vazife a.
Herkets! Hemi zartik axparner! Hemi yuur tev dak, xalesik isa meradzi bes kunelluş as. Kidanag hemi, lizunies, kulturnies mernin ana meg a meradz elloğuk. Mezman as aşxaris mernuşan uuş inçik menoğ ça. “Gunga!” asik, mernoğ lizunie hormik oç. “Gunga!” asik....
Lertous meg şalage geyik gu. Eesnous işnoğ kernik e me me na. Aşxadoğ ik. Axparik. Fukaraluğnies axpara. Kökies, lezunies uuş uuş a, inç gelli. Ardnoun, fabrikanoun meg xağ e gasa tadoğ tevies. Kani haur dai a meg xoğin meçnik, xarevadzik. Yuur mod gabrik. Yuur xarevadza kulturnies, adetnies. Lizunie goservoğ çelloğ Turk millatin hed na xarevadzik. Axparik Turk millatin hedna, kani haur dai a. Megalots na moleyik oç. Kurtnie, Arabnie, Haynie, Çarkasnie, Boşnağnie, Arnavutnie….. Anadoluis u aşxaris emmen polor abroğ emmen aşxadoğ millatnie.
Dardies me me na! Xalesuş i compan a me me na!
Con ik, Gurci ik, Hamşentsi ik, Pontostsi ik! Gorsevi gu inçu unik. Gorsevi gu, acervi gu. Moderen aşxares umedz vari çi. Ağun ku ka pianan hin lizunoun, kulturnoun! Mek gok! Aner gasin ta mezi hama: “çkon!”. Emmen martun unnuş e bidanoğ haknie uzoğnoun, “bölücü” gasin, gacerin…. Gedruş kuzin şunçnies….kuzin ta abroğ meradzner ellik!
As pones inçbes pona, as inçbes dağ a marilezu uzuşan pajnevi gu. Kidanag, anots hama Turkies tağ reng a. “Ça! Turkieis uuş lezuner a, millatner a go!” asik a na canavari bes me anuş niyaznoun vaanuus kukan. Anots paranoain zondutunin dage goservi gu tsenies!...
Ama ça! Tsen honelu bedenoğ çik!..Mernuşe bedenoğ çik!...Babosus oskornie sizlamiş gelli. Ayib a asman tsen honelu bedenuş e! Ayibes xarnik oç hekutsin. Garmuc ellik, eeg an hekuts in. Herkets! Tsenies honik:
Mek gok! Gaki, gok, elloğuk!.... Orda, hay gidi acervats millatin kedie, orda!… Hoki du tsokmats xoğous…. Vieleg axparner! Mezi pon ça xoselu mernuş e bedenuş e… Me pon e, axparutunin erand compatsan kaluş na!...En çağ e, meg kalik me compatsan. Varti gorçatoğ, bolokatoğ medoğumin bekçin “menenag kalnie”(!)… Mek kalik!...Anots vaanuus partsetsenik tsenies:
ABRİ MİLLATNOUN AXPARUTUN E!
ABRİ CON İ, GURCİ İ, HAMŞEN İ U PONTOS İ LİZUNİE!
Hemşince Çeviri: Mahir Özkan
1 Nisan 2009 Çarşamba
Bir Ayı Masalı
Momi geniş zamanların insanıdır. Onun zamanında insanlar akrep ve yelkovanın peşinden koşarak yaşamıyorlardı. Aceleleri yoktu. Momi anlatacağını “kısaca” anlatmaz o yüzden. Uzun uzun anlatır. Doğrudan söylemez söyleyeceğini. “Bizim zamanımızda” diye girer söze, hikayesini anlatır önce. Sabırla beklersin hikayesinin sonunu. Hikayesi bittiğinde söyler söyleyeceğini “kısaca”. Hoş, artık söylemesine de gerek kalmamıştır ya.
“Bizim zamanımızda” ile başlayan cümleleri en çok televizyon izlerken duyardık onun dilinden. Televizyona akıl sır erdiremezdi; hem tekniğine, hem içindekilere. Bir gün yine oturmuş bir dizi izliyoruz. Bir aile dizisi! Dizi ama sadece dizi değil! Adeta bir eğitim programı. Modern, çekirdek aile nasıl olur? Modern ailede kadının, erkeğin, çocuğun yeri neresidir? İlişkileri nasıl olmalıdır? Hepsinin cevabı bu dizideydi. İzlenme rekorları kırdığı için üzerine siyasilerin, üniversite hocalarının açık oturum yapıp tahliller yaptığı bir diziydi.
İşte bu dizinin kadın karakteri bir bölümde kocasına bir sebepten kızmıştı. Büyük kavga kopmuştu. Bu modernlik işini sindirmesi biraz zor oluyordu erkek karakterin. Kavgaların çoğu da bundan çıkıyordu zaten. Neyse, sonuçta kadın “daha fazla katlanamıycam sana” dedi ve vurdu kapıyı çıktı. Momi’nin “bizim zamanımızda” deme vakti gelmişti.
“İda televiziyoned boş pona. İndzi onguç deveg. Tsezi meg hikiya me asim. İsa hikiyas indzi im may e garkevuşi çağin asats.(O televizyon boş iştir. Bana kulak verin. Size bir hikaye söyleyeyim. Bu hikayeyi bana annem evlenme çağımda söyledi.)”:
“Bir zamanlar, bir Hemşin köyünde kızın biri kaybolmuş. Kız sabah tarlaya çalışmaya gitmiş. Akşam olmuş gelmemiş. Hava kararmaya başlayınca evi sarmış bir telaş. Erkek kardeşleri tarlanın yolunu tutmuş. Tarla ormanın içindeymiş. Köyde ormana çok yakınmış. Tarlaya gelip kıza seslenmişler. Ama seslerine bir karşılık alamamışlar. Elleri boş eve geri gelmişler. Bu arada bütün köy kızın kaybolduğunu öğrenmiş. Kızın evinde erkek kardeşlerinin dönmesini bekliyorlarmış. Kardeşler eli boş dönünce bütün köylüler başlamışlar kızı aramaya. Dere yatağını, köyün çevresini, tarlanın çevresini, ormanı, her tarafı aramışlar. Aramalar sabaha kadar sürmüş ama kızı bulamamışlar. Gündüz gözüyle tekrar aramaya çıkmışlar. Günlerce aramışlar ama nafile, kızı bulamamışlar. Sanki yer yarılmış, yerin içine girmiş.
Aylar sonra bir gün bir avcı elinde kızın yazmasıyla köye gelmiş. Yazma yırtık pırtıkmış. Köye gelir gelmez kaybolan kızın evini sormuş. Köylüler kızın yazmasını görünce kızın bulunduğunu düşünmüşler. Avcıyı alıp kızın evine getirmişler. Bu avcı Hemşinlilerin tanıdığı bildiği ünlü bir avcıymış. Hikayeleri dilden dile dolaşırmış. Ayıyla boğuştuğu, kurtlarla konuştuğu anlatılırmış.
Avcı kızın ailesine: “Yazmasını ormanın içlerinde buldum. Çevresinde izler vardı. İzleri takip ettim. Ama izlerin birçoğu ya kaybolmuş ya da birbirine karışmış. Benim anladığım sizin kızınızı ayı kaçırmış. Ayı kızınızı çok uzun mesafe taşımış. Eğer öldürecek olsaydı bu kadar uzun mesafe taşımaz, yerinde öldürürdü. Merak etmeyin kızınızı bulacağım ve kurtaracağım” demiş. Sonra da evden çıkmış ve ormanın içlerinde gözden kaybolmuş.
İnsanlar duyduklarına inanamamışlar. Ama bir umuttur gelmiş yerleşmiş yüreklerine.
Avcı günlerce ayı izlerini takip etmiş. Ayı inlerini gezmiş. Sonunda bir ayının ininin girişini büyük bir kaya ile kapattığını görmüş. Kızı kaçıran ayının bu olduğunu anlamış. Hemen köye gelmiş, mutlu haberi vermiş. Kızın erkek kardeşleri de içlerinde, köyün erkekleri silahlarını kuşanmış, avcıyla birlikte ayının inine varmışlar. Pusuya yatmışlar. Ayı dışarı çıkar çıkmaz daha taşı yerinden oynatmadan yaylım ateşine tutmuşlar. Ayı olduğu yere yığılmış.
Bu arada kız ağır adımlarla mağaranın girişinde belirmiş. Ayının ölüsünü görünce gözlerinden yaşlar boşalmaya başlamış. Herkes büyük bir şaşkınlık içindeymiş.
Erkek kardeşi sormuş: ka isa arçaz kezi xalesetsak, al inç kulas?( ka bu ayıdan seni kurtardık, daha niye ağlıyorsun?)
Kız cevap vermiş: arçer marçer, ali im martser (ayıydı mayıydı, yine benim kocamdı).”
Momi hikayeyi anlattıktan sonra kısaca:
“Me çağe axçige gartoğa inç elloğa, gaseni. İnç elloğer; im dadna indzi ida televiziyonid genoçet bes gartetsner, pon unna, yes al koni donum ture şebesne gu, kelle. Hemi inç ağav; arça marça ali im martna asti, aha da mernoğum. (bizim zamanımızda kız okuyup ta ne olacak, derlerdi. Ne olacaktı; benim babam da beni o televizyondaki kadın gibi okutsaydı, işim olsaydı, ben de kaç kere kapıyı vurur çıkardım. Şimdi ne oldu; ayıdır mayıdır yine benim kocamdır dedim, aha da öleceğim.)
Mahir Özkan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)